Son Dakika
11 Aralık 2017 Pazartesi
10 Aralık 2014 Çarşamba, 18:44
Error: Unable to create directory wp-content/uploads/2017/12. Is its parent directory writable by the server?
Kerim Yılmaz kerimyilmaz@gmail.com Tüm Yazılar

Siyasi Aktörler

RÖPORTAJ-KERİM YILMAZ S-1 Türk siyasetinin son durumu nedir? Etkileyen ve idare eden kimlerdir? K.Yılmaz- Seçim sathı mailine girilme arefesinde mevcut siyasetin durumu maalesef hiç de parlak değildir. Bunu söylemek benim için çok acı olsa da, bugün siyaset sahnesinde başroldekiler ne yazık ki milli güçleri temsil edenler değil. Başbakan Yardımcısının itibarını koruma kaygısına düşecek kadar önemli […]

RÖPORTAJ-KERİM YILMAZ

S-1 Türk siyasetinin son durumu nedir? Etkileyen ve idare eden kimlerdir?

K.Yılmaz- Seçim sathı mailine girilme arefesinde mevcut siyasetin durumu maalesef hiç de parlak değildir. Bunu söylemek benim için çok acı olsa da, bugün siyaset sahnesinde başroldekiler ne yazık ki milli güçleri temsil edenler değil. Başbakan Yardımcısının itibarını koruma kaygısına düşecek kadar önemli saydığı A. Öcalan en etkili politik figür. TSK nin doğru yöntem tatbikiyle 1993 sonlarında alan hakimiyetine başlayıp, Suriye’den kaçmak zorunda bıraktığı 1998 sonunda her alanda alt ettiği PKK liderinin Şubat 1999 da Kenya’dan paketlenip teslimi ile getirildiği uçaktaki görüntüleri hatırlandığında zihnen ve bedenen bitik Apo’nun, şahsen dostluğum olan Savcıya (Talat Şalk bey) korkuyla “Beni asarlar mı?” diye sorduğu günden, talimatıyla yasa yapıp, sekreter beğendirme günlerine geldik. Seçime kadar aman bir şey yapmasın seninkiler diye hükumet olarak her türlü şirinliği yapıyor ve adeta yalvarıyoruz. T.C devletini yönetenleri önünde diz çöktüren bu cani maalesef ki siyasetin en etkili birinci aktörü haline geldi.

İkinci en büyük aktör ise; PKK ve Apo’ya diz çökmesine rağmen AKP iktidarının gerçek sahibi ve ebedi şef olma yolunda ilerleyen R.T.Erdoğan. 12 yıldan bu yana tüm seçimleri kazanmış olmanın verdiği özgüven ve rakiplerinin kifayetsizliğinden dolayı gelecekte de rahat yenebileceğini düşündüğünden pervasızca devletin için boşaltıp kaynaklarını tamamen kontrol ederek ömür boyu saltanat ve mümkünse hanedanlık hayali kuran bir siyasi fenomen. Hukuk ve demokrasiyle bağdaşmayacak tavır ve uygulamalarını cesaretle hayata geçirmeye kararlı bir adam. Karşıtlarının fikren ve fiilen dağınıklığı ve güçsüzlüğünden istifade ile siyaseten ve sandık yoluyla alt edilemeyeceğine inanan inatçı uzlaşmasız ve kendi kampını sıkı tutmada başarılı bir rol model olmuş bir siyasetçi..

Üçüncü aktör ise son zamanlarda yediği yumruklarla nispeten gücünü kaybetmiş görünse de orta ve uzun vadede hesaba katılması hep gündemde olacak bir Fethullah Gülen. Cemaatin bu ülkede 40 yıllık geçmişine ve varlığına, nazaran AKP iktidarıyla geçen 12 yıllık dönemde mali olarak çok büyüdüğü, bürokraside görünenden daha derin bir örgütlenme sağladığı, bunun da kısa sürede inlerine girdik yaktık yıktık bitirdik gibi sloganlarla yok edilemeyeceği dolayısıyla gücünü muhafaza ettiği nedeniyle aktörlüğünün de devam edeceğini düşünüyorum.

Soru: Diğer siyasi parti ya da gurupların özellikle de muhalefet partilerinin etkisi ve ağırlığı yok mu?

K.Yılmaz-Ülke siyasetini yönlendirme, sevk ve idare etme anlamında ne yazık ki muhalefetin etkisi yok denecek kadar azdır. Yönetme konusunda zaten yoktur çünkü 13 yıldır her genel seçimi oylarını artırarak kazanan AKP iktidarı devlette ve kamuda tüm sahaları parsellemiştir. Yönetme yetkisini de pervasızca kullanıp kılcallarına kadar hakimiyetine alan bir hükumet olmuş ve hiçbir boşluk bırakmamıştır. Muhalefet partileri halka daha iyi yönetecekleri konusunda en ufak bir umut vermedikleri için kendine oy verenlerin gözünde ve algısında bile iktidar olacak potansiyeli gösterememiştir. Anket sonuçlarına göre CHP ve MHP ye oy veren seçmen bile partilerini asla iktidar alternatifi olarak görmemektedirler. Bu durum bir demokrasinin yakalanabileceği en kötü hastalıktır. Demokrasilerin tercihe şayan rejim olmalarının sebebi kusur ve hatalarını tamir etme kabiliyetleri yüksek olmasından kaynaklanır. Bunu da yönetimi denetleyen muhalefet eliyle yapar. Halk iktidarın alternatifinin olduğunu değiştirme yeteneğini bilir ve sisteme güvenir. İktidar da her ana görevinden sandık ya da muhalefetin Meclis performansıyla alınacağını düşünerek çalışır. Böyle bir muhalefetiniz yoksa iktidarın otoriterleşmesi, yolsuzluk yapması ve baskıcı tavırlar sergilemesi kaçınılmazdır. Bugün yaşananlar da zaten bunun delilidir. Seçmeninin iktidara layık görmediği bir muhalefetin iktidarı zorlaması imkansızdır. İktidar umudu olmayan partilerde siyasi çalışmalar zamanla, mevcutların iç iktidarını kollama amacına matuf hareketlere dönüşür. Parti içi iktidarını korumak için sarf edilen enerji ve imkanların asıl amacı da partinin ilçe, il ve büyük kongreleri olur. Bir müddet tabanını meşgul etmeye yeten bu tavırlar giderek taban ve teşkilatlarını tatmine yetmez hale gelir. Çünkü siyasetle uğraşmanın bir maliyeti karşılığında da bir beklentisi olur. Uzun süre iktidardan uzak kalan partilerin tabanlarında yılgınlık ve yorgunluk oluşur. Umudun azalmasıyla beraber yılgınlık artar ve parti tabanından duygusal kopuşlar ile teşkilatlarının kadrolarında derin zaaflar başlar. Bugün MHP nin yaşadığı sendrom tam da budur. Kongrelerin başladığı bu süreçte hiçbir heyecanın olmaması biraz da bundandır. Hele bir de serbest rekabetçi bir adil yarışa izin verilmemişse çözülme daha da hızlanır.. Sorunuzun cevabı muhalefetin kendi iç hesaplaşmalarıyla uğraşmak ve koltuklarını sağlama almak dışında bir amacı olmadığı için ülke siyasetinde şu an için hiçbir etkileri maalesef yoktur.

Konuya devam etmek üzere şimdilik bu kadar, teşekkürler..

Bir önceki yazımız olan "Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz