Son Dakika
23 Ağustos 2017 Çarşamba
24 Aralık 2014 Çarşamba, 21:55
Konuk Yazar
Konuk Yazar yazar@ulkucutavir.com Tüm Yazılar

OSMANLILARDA TÜRKÇÜLÜK

OSMANLILARDA TÜRKÇÜLÜK Türkçülük; siyaset,iktisat,eğitim gibi alanlarda Türkleri başat faktör olarak gören siyasi, sosyo-kültürel bir düşüncedir.         Türkiye’de Türkçülük, Osmalı Devleti’nin bir imparatorluk olması bu yüzden içinde bir çok unsur bulundurması hasebiyle çok geç vakitte -18. yy’ın ikinci yarısında-  ortaya çıkmıştır.Üstelik bu da bir zorunluluktan ortaya çıkmıştır, yani İlber Ortaylı’nın tabiriyle Türkler Türkçülüğe […]

OSMANLILARDA TÜRKÇÜLÜK
Türkçülük; siyaset,iktisat,eğitim gibi alanlarda Türkleri başat faktör olarak gören siyasi, sosyo-kültürel bir düşüncedir.
        Türkiye’de Türkçülük, Osmalı Devleti’nin bir imparatorluk olması bu yüzden içinde bir çok unsur bulundurması hasebiyle çok geç vakitte -18. yy’ın ikinci yarısında-  ortaya çıkmıştır.Üstelik bu da bir zorunluluktan ortaya çıkmıştır, yani İlber Ortaylı’nın tabiriyle Türkler Türkçülüğe mecbur kalmıştır.Osmanlı Devleti’nin eski gücünü yitirmesiyle içerideki anasır, dış devletlerin (Rusya,Avusturya vb) tahrikiyle bağımsızlık düşüncesine kapıldı.Fakat Osmanlı Devleti buna izin vermedi.Düvel-i muazzama, 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması, 1839 Tanzimat Fermanı, 1854’te başlayan dış borçlar, 1856 Islahat Fermanı, 1881 Duyun-ı umumiye idaresinin kurulması, 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi(93 Harbi) gibi fırsatlarla Osmanlı Devleti’ni iyice güçten düşürüdü ve  gayr-i müslim usnurlarda bu gibi olaylarla güçlendi.Ve ayrıca gayr-i müslim unsurlara para, silah, cephane gibi yardımlarda bulundular.Netice itibariyle bu unsurlar fırsatını buldukça Osmanlı Devleti’nden ayrıldılar.Mesela 1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Yunanistan bağımsız oldu, 93 Harbi sonucu Bosna, Romanya,Sırbistan bağımsız oldular.Bu gibi ayrılıkları gören Osmanlı aydınları ”biz Osmanlılarız can verir nam alırız” düşüncesinden ”ben bir Türküm dinim cinsim uludur” söylemine geçtiler. Bu da Osmanlıcılık siyasetini bırakıp Türkçülük siyasetine geçtiklerini gösteriyor.
     Osmanlılar’da Türkçülüğü ”Yeni Osmanlılar” ve onun devamı niteliğindeki İttihat ve Terakki Cemiyeti uygulamıştır.
 Hal ve gidişatı gören Osmanlı subayları ve aydınları ki bu aydınlar arasında Şinasi’yi, Ahmet Vefik Paşa’yı, Namık Kemal’i, Ziya Gökalp’i -nitekim Ziya Gökalp,Türkçülüğün babası olarak ifade edilir- saymak gerekir.Bu aydınlar  bir şeyler yapmak ihtiyacı duyuyorlardı. Bununla birlikte Osmanlı ileri gelenleri edebiyatta, iktisatta ve siyasette Türkçülüğü benimsediler. Aydınlarla beraber İttihatçı hükümette Türkçülüğü benimsiyordu ve bu yolda birbirlerini desteklediler.
           Osmanlı Türkçülüğünde her halde Enver Paşa’yı o müthiş insanı es geçmek olmazdı. Enver Paşa, 1.Dünya Savaşı’nda Kafkaslara doğru bir sefer yapıp Hazar Denizini aşarak Türkistan’daki Türkler ile birleşmeyi amaçlıyordu.Böylece Turan’ı gerçekleştirecekti.Fakat Rus mitralyözlerine karşı şehit olmuştur.Enver Paşa, Turan’a  yaklaşan en büyük Türkçü’dür.Turan ki bütün Türkçülerin hedefi, kızıl elmasıdır.
              İktisatta Türkçülük
             Türkler, tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren askerdirler. Bunda konar-göçer hayat tarzını benimsemelerinin etkisi vardır. Düz ovalara yerleştikleri için her an her yerden saldırı gelebilirdi.Bu yüzden kadın-erkek sürekli tetikteydi – bir nevi yaşam mücadelesi- bu da onların kişiliğine etki etmişti ve onlar savaşçı, asker bir millet olarak nam salmışlardı.
           Kişiliklerine işleyen bu huy, onlar yerleşik hayata geçtiklerinde de onları bırakmadı.Türkler; şehirlerde ticaretle, el sanatıyla pek az uğraşırlardı.Onlar daha çok askerlik yaparlardı ve bunu bir meslek edinmişlerdi.Askerlik onlara bir güven ve vakar katıyordu, şehirde belindeki kılıçla-silahla gezmek onlara bir üstünlük hissi veriyordu.
           Geçmişten gelen bu kişilik yapısı Türklerin ticaretle çok uğraşmalarına engeldi.Zamanla devlette güçten düşüp, savaşlarda mağlubiyetler başlayınca asker olan Türkler ya şehit oluyor ya da gazi oluyordu.Bu sebeple geriye kalan ailesi  köy ya da şehirlerdeki arazileri gayrimüslimlere  ucuz fiyata satıyordu.
               Bu gibi sebepler Osmanlı Devleti’ndeki sermayenin gayrimüslim ahalinin eline geçmesine sebep oldu.Bu da yönetimce hoş karşılanmıyordu ve bir Türk(müslüman) sermayedar yaratmak gereği hissedildi.İttihatçılar bu yönde çok çalıştı. Cavit Bey, Ziya Gökalp Bey gibi isimler çok uğraştı.Fakat bunu ne Osmanlılar ne İttihatçılar ne de M.Kemal Atatürk oluşturabildi.
             Edebiyatta Türkçülük
            Osmanlılar’a klasik dönemden(1300-1600)  kalan ağır bir Türkçe vardı. İçinde Farsça ve Arapça bir çok sözcük ve tamlama vardı.Saray ve çevresinde konuşulan bu dil, şairlere-ediplere de yansıdı.Sonuçta halkın anlamadığı bir sözcükler topluluğu ortaya çıktı. Fakat Türkçüler edebiyat konusunda bir sadeleşme olması kanısındaydılar.Bu yönde çalışmalar başlattılar.Bu konuda Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin, Hüseyin Nihal Atsız gibi isimleri saymak gerekir.Dilde Türkçülük yani sadeleşme Cumhuriyet Dönemiyle tam olarak gerçekleşmiştir.
                Siyasette Türkçülük
              Osmanlı aydınları, ayrılan unsurları görüyorlardı. Ve geriye kalan Türk teba ile varlığını sürdürmek zorunda olduklarınıda biliyorlardı. Bu amaçla milli bir devlet yaratıp, milli politikalar izlediler. Bu gibi işleri İttihatçılar ve M.Kemal Atatürk yapmıştır.Devletteki yüksek görevlere gelecek kişilerin Türk olmasına özen gösterdiler.Atatürk’ün bir sözü bu durumu özetler: Türk milleti başına geçecek olan insanların kanındaki cevheri asliyeye bakmalıdır.
Mehmet Taşkın

Bir önceki yazımız olan Üniversiteler Karıştı başlıklı makalemizde karşıt görüşlü öğrenciler, siyasi kavga ve üniversiteler karıştı hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz