Son Dakika
27 Mayıs 2017 Cumartesi

MIZRAK ÇUVALI YIRTTI

23 Haziran 2016 Perşembe, 16:24

MHP’de genel başkanın ve yönetiminin kimlerden oluşacağı zerre umurumda değil çünkü “Ülkücü” kelimesinin haricindeki hiçbir –ci, -cı, -cu, -cü ekini sıfatlarım arasına katmayı fikriyatım ve şahsiyetim adına uygun görmedim. Bu sebepten dolayı ne Bahçeli’Cİyim, ne Meral’Cİ ne de Ümit’Çİ. Matematikle aram iyi olsa da ne ParalelCİyim , ticaretle uğraşsam da ne de paraCIyım. Siyaseten makam ve mevki beklentisi de olmayan sade bir ülkücüyüm. Bu bilgiler doğrultusunda yaşanan kongre ve partinin geleceği sürecine sosyolojik ve fikri açıdan bakan, biraz realist biraz romantik bir arkadaşınız ve kardeşinizim.
1- İçe yönelik eğitim ve dışa yönelik propaganda düsturunu değerlendirdiğim zaman partimizin, teşkilatlarımızın ve siyasetçilerimizin içe yönelik propaganda ve dışa dönük kapalılık kavramını benimsediklerini gözlemledim. İçe dönük Propaganda tekniğinde şahısları karalama ve bilge lider dayatması haricinde bir teknik algılayamadım. Dışa dönük kapalılıkta ise AKP seçmenlerini verdikleri karardan veya attıkları oydan dolayı küçümseme ve aşağılama nedeniyle kendimizden uzaklaştırdığımızı ve ötekileştirdiğimizi gözlemledim. İktidar olmak istiyorsak AKP seçmeninden oy almak zorunda olduğumuzu unuttuğumuzu veya unutturulduğumuzu düşünüyorum.
2- Türk Milliyetçiliği fikriyatı basit bir anlayış gerektirir. Bir konuda milliyetçi bir şahsiyetin fikir süzgecini “Türk’e göre mi?, Türk için mi?, Türk tarafından mı?” soruları belirler. İktidar partisinin uygulamaları bu üç soruya da aynı anda evet cevabını verdirememektedir. Doğal olarak iktidarın uygulamalarına ve anlayışlarına karşıt olmamız normaldir. Ancak normal olmayan durum, bu hukuksuz ve zorba uygulamalarına mani olabilme becerimizin sıfıra yakın olmasıdır. Oysa ki Türk milliyetçiliği anlayışı milli çıkarlarımızı zedeleyecek her türlü aktiviteyi zayıflatacak ve engelleyecek gerekli dirayeti, zekâyı ve beceriyi kendi potansiyelinde barındırmaktadır.
3- Partimizin politika ve eylem belirleme metotlarında olduğu gibi il başkanı atamalarında, genel merkez yöneticileri seçiminde ve milletvekili belirlemelerinde “ben bilirim”, “lider ne derse o”, “karar genel merkezimizin” anlayışının getirisi olarak, siyasi kariyer planı yapanların bu planları hayata geçirebilmek adına genel merkez ispiyonculuğu ve genel merkez yalamağı yapmaları, aynı zamanda bu ideallerine ulaşabilmek için rakiplerini iftiralarla, dedikodularla yıpratmaları enerji kaybına neden olmakta ve fitnenin en temel sebebini oluşturmaktadır. Bu fitne, süreç içerisinde üyeleri yavaş yavaş şahsiyetsizleştirmekte ve birbirini çekememe, harislik ve düşmanlık oluşturmaktadır.
4- Aday belirlemelerin çok uzun süredir sandıkta belirlenmemesi, genel başkanın veya genel merkez yöneticilerinin parti üyelerine ve delegelerine güvenmediklerinin göstergesidir. Partimizin istişaresi sandıklarda ortaya çıkar. Genel merkezimiz üyelerle istişare yapmadığı için İSTİŞARESİZLİKTE HAYIRSIZLIK VARDIR.
5- Genel merkezin zülfüyaresine dokunan sorulara karşı gelen cevap çok sinir bozucu olan “sizin bilmediğiniz şeyler var” cümlesidir. Bu cümlenin tarafımdan çıkarımı, Biz gerizekalı olduğumuz için mi bilemiyoruz yoksa bizden bir sır mı saklanıyor? Yada izah edilse anlayamayacak mıyız? Üyelerin sorularına akilane ve saygıdeğer cevaplar verilmesi tercihimdir.
6- Genel merkez yöneticilerinin şehirleri ziyaretleri esnasında siz bir şey anlamazsınız en iyi biz biliriz çünkü biz sizden üstün yaratıldık hissiyatı yaratan, tembel ve lümpen davranışları, yüksek oy alınırsa genel merkez aldı, düşük oy alınırsa ülkücüler çalışmadı ifadelerinin kullanılma sıklığı kendimizi daha fazla değersiz hissetmemize neden olmaktadır.
7- Bürokraside, sosyal hayatında, iş hayatında zorlanan, horlanan, sürülen, süründürülen ülkücülerin en büyük beklentisi davasının idarecilerinin sevgisini, saygısını ve şefkatini yanlarında hissetmektir. Üniversitesinde PKK tehdidi nedeniyle defalarca milletvekillerinden yardım isteyen bir yiğit Fırat Çakıroğlu’nun imdadına yetişip, emniyet müdürünü ve o üniversitenin rektörünü hazırolda hizaya çekmek bir kenara hangi bahane olursa olsun şehadete eriştikten sonra cenazesine bile katılmayan genel merkez beni yanıltmış ve yaralamıştır.
8- Türk dünyası ile iletişimin sadece ülkü ocakları genel merkezi bünyesine bırakılması, ülkü ocaklarının etki alanını da kısıtlamaktadır. Zulüm gören Türk şehirleri ile ilgili gerekli kurumsal hassasiyetin gösterilmemesi ve farkındalık yaratılamaması şahsım tarafından konu ile ilgili başarısızlık olarak değerlendirilmektedir.
9- Genel merkeze muhalif olan herkes dış güçlerin oyunu mu olmak zorundadır? Genel merkezin uygulamalarını beğenmemek ve eleştirmek mossad ajanı ya da paralel olmak için yeterli midir?. Ve daha kötüsü bu kadar ince eleyip sık dokuyan, bilinçli, geleceği gören, ne söylese haklı çıkan, bu yüzden delegesine bile güvenmeyen genel merkezimiz, kendi tercihiyle, delegeye sormadan bu kadar ajanı, paralelciyi içine neden doldurmuştur?
Belki yazılacak daha çok şey vardır. Ben kendi penceremden bu manzarayı gördüm. Sizlerle paylaşmak istedim. Keşke genel merkezimiz seçimlerden hemen sonra olağanüstü kurultay kararı alsaydı ve Ankara’nin en büyük stadında Yüzbinlerce ülkücünün hasret giderdiği düğün gibi bir kongre yapabilseydik.
Bu yüzden genel merkez ya zihniyetini değiştirmeli ya da genel merkez değişmelidir. Genel başkanımız her ne kadar partililerimizin isteklerini anlıyorum ve derhal harekete geçiyorum dese de, her ne kadar Genel Başkanımıza saygım çok yüksek olsa da benim için Mızrak Çuvalı Yırtmıştır.

Bir önceki yazımız olan HDP bürosuna silahlı saldırı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

3 Yorum

  1. Ali Güren

    23 Haziran 2016 at 19:23

    Genel Merkez’e eleştirel eksenli değerlendirmeleriniz dışında hiç bir çözüm sunamayan, yalnızca KORSAN KURULTAY’dan cesaret alan bir anlayış hakim.. Müjdeler olsun ayaklanma başladı 7 iklim 3 kıt’a duysun dışında ne var makalenizde? Müşteki olduğunuz konularda çuvalı delen mızrak olarak DEĞİŞİMCİLERİN ne gibi bir çalışması yada projesi olmuştur? Sizi istemezük dışında sizin çoşup müsbet enerji ile topluma sunacağınız neyiniz var? Bu tenekeden adamların himayeci bir anlayışla mevki ve makam sahibi yapılması zaten canımı yakıyor… Gezgin marul, acemi oğlan Sinan, masabaşı muhabbetçisi Özdağ şaibeli Koray dışında bu hareketin geleceğini düşünen ülkücü yok mu sanıyorsunuzda gerine gerine 1 KASIMDA MHP’ ye oy vermediğini söyleyen değişimci tayfasının FİTNE MIZRAĞI’nın sinemizde açmaya cüsret ettiği yarayı kaşıyor ve umud aşılıyorsun? Kaç seminer siyasi propaganda ve faaliyette bulundunuz?
    Ocak Başkanlarının kafası gönlü ve dili böyle olmamalı…. Esas sorgulamması gereken evinizin önündeki çöp dağlarını neden temizlemediğiniz olmalı….

    • evren yalcin

      14 Temmuz 2016 at 11:33

      Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Ancak ben çözüm mercii olmadığım için sadece sıkıntı duyduğum konuları belirtme ihtiyacı hissettim. Bir diger husus çöp daglarının temizligi icin mucadelem hep net oldugunu dusunuyorum. Siyasi propaganda ve seminer hususunda kendi adıma elimden gelenin hep en iyisini yapmaya çalıştım. Çözüm önerileri konusunda köşe yazılarına sığdıracak kadar sığ bir bakis açım yok. Olumlu üslupta eleştirilerinizi dikkate aldıgimi ve kendimi daha da gelistirecegimi belirtmek isterim.. Saygılarımı sunarım..

  2. ZİYA HOCA

    23 Haziran 2016 at 19:45

    HARİKA OLMUŞ,TEŞEKKÜRLER

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz