Ülkücü Tavir
24 Mayıs 2012, 21:44:12 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 


* Ülkücü Tavir - Reklam Alanı
Ülkücü Tavır Reklam Ülkücü Tavır Reklam

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Rüya hakkında Genel Bilgi:
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 11904 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Rüya hakkında Genel Bilgi:  (Okunma Sayısı 11904 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
22 Şubat 2009, 23:46:57
BOZO

Özel Üye

*


Üye No : 91

Nerden :

Konu  : 398

Mesaj : 1020

Teşekkür Sayısı: 20
ÇAM DA BİZİM KOZALAK TA...
Site E-Posta
Çevrimdışı

Ulkucutavir

Uykudayken maddi âlemle ilişkisi kesilen ruhun, mâna âlemine girmesi oradan kendisine yansıyan şekil ve görüntüleri algılamasıdır. Çünkü maddi dünyadan soyutlanan kişi, ruhi bir varlık halini alır melek ve diğer manevi varlıklarla irtibata geçerek onları görür. Mâna âlemindeki bu algılama bazen güçlü bazen de zayıf olur. Bu algılama güçlü ise yoruma ihtiyaç hissetmez. Eğer algılama zayıf ise görülen rüya yoruma gereksinim duyar. Rüyayı gören ruhtur.

Hz. Peygamber(a.s.) şöyle buyurmuştur: "Uyku, ölümün küçük kardeşidir." Ölümden farkı rüya gören bir kişinin ruhunun vücuda geri dönmesidir. Çünkü vücutla ruh arasında bir bağ vardır.

Müslüman olmayan bir kişi de doğru rüya görebilir. Hz. Yûsuf (a.s) zamanındaki Mısır kralının gördüğü rüya, buna Kuran'dan örnektir. Bir kişinin doğru rüya görmesi onun yalan söylememesine bağlıdır Hz. Peygamber(a.s.) "En doğru rüya göreniniz, en doğru söz söyleyeninizdir." buyurur.

Rüyalar, dini konularda kesinlikle delil olmaktan uzaktır, hiç kimse gördüğü rüyalardan hareket ederek, Yüce Allah'ın helallerini harama, haramlarını helale çeviremez. Örneğin; rüyasında kendisine artık namaz kılmaması gerektiği ya da içki içebileceği söylense böyle bir rüya ile hareket edilemez. Çünkü şeytan rüyalara müdahale edebilir, Kur'ân-ı Kerimde; "Şeytanların kendi dostlarına vahyedebileceği (bilgi aktarabileceği)" bildirilmiştir.

Gazalinin ifadesine göre, uyuyan bir kışının ruhu Levhi Mahfuzu görerek gelecekte olacakları anlayabilir. Özellikle kadın ve çocuklarda daha çok meydana gelen, olacak bazı olayları oluş anında hatırlayıp "Ben bunu daha önce görmüştüm" demelerinin nedeni bu olsa gerekir.

Hz. Peygamber(a.s.) "Benden sonra peygamberlikten ancak mübeşşirât kalacaktır." demesi üzerine, Mübeşşirat nedir? diye sorarlar. Hz. Peygamber(a.s.) "Mübeşşirat, sâlih (doğru) rüyadır" buyurur.

Bunun için rüya, peygamberliğin bölümlerinden biridir. Peygamberlerin zaman zaman gaybdan haber alma özelliği vardır. Yüce Allah dilediği zaman bir peygamberi gaybdan (geçmişten, o an ya da gelecekten) haberdar edebilir. Bu peygamberlerin özelliklerindendir. Gelecek hakkındaki bazı olaylar, Yüce Allah tarafından rüya da gösterilebilir.

Hz. Peygamber(a.s.) rüya da görülebilir."Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür, çünkü şeytan benim suretime giremez.” buyurmuş, şeytanın, kendi şekliyle rüyada görülemeyeceğini bildirmiştir.

(Sonsuzluğa Çağrı,115-117)

ALLAH RESULÜ ZAMANINDA RÜYA TABİRİ YAPANLAR

Ali b. Said el-Havlânî el-Kayravâni rüya tabiriyle ilgili kitabında Resûlullah'ın (a.s.) "Rüya tabirinde ümmetimin en üstünü Ebubekir ve Esma binti Umeys'dir. Buyurduğunu zikreder. Sahîhayn'da da şu rivayet vardır: Birisi rüyasını anlattı, Hz. Ebubekir öne atılarak onu tabir etti ve sonra da Resûlullah'a (a.s.) yaptığı tabiri sordu. Allah Resulü (a.s.) de, “bir kısmında isabet, bir kısmında hata ettiğini” söyledi.

Resûlullah (a.s.) bir defasında bir rüya görmüş ve şöyle anlatmıştı: "Gördüm ki "hays" yemeğinden bir lokma aldım, tadından hoşlandım, fakat yutarken bir parçası boğazıma takıldı. Ali elini soktu ve onu çıkardı.” Ebubekir (r.a) şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, bu senin seriyyelerinden bir seriyyedir. Ondan sana hoşlandığın bir haber gelmesi yanında bir de aksilik söz konusu oluyor. Sen de Ali'yi gönderiyorsun, durumu düzeltiyor." Gerçekten de Hâlid'in seriyyesi Tihâme'ye gitmiş, Resûlullah'ın hoşlanmadığı bir durum vuku bulmuş ve Ali'yi göndermişti. İbn Badis, Resûlullah'ın (a.s.), Hz. Ebubekir'e rüyayı tabir etmesini emrettiğini söyler. Zahirden anlaşılan ise Allah Resulü’nün (a.s.) ondan bunu istemediği, kendisinin rüyayı tabire giriştiğidir. Bu olayda, bir âlimin yanında, kendisinden daha aşağı durumdaki birisinin de bunu yapabileceğine cevaz vardır. Çünkü faydalı bilgilere ulaşmada yardımcı olan, buna o âlimin aracılığı, talimi ve Allah'ın onu Resulü’nün (a.s.) eliyle nail ettiği bilgiyle varmıştır.

Suyûtî'nin Târîhu'l-hulefâ'sında Hz. Ebubekir'in biyografisinde şu bilgi verilir: Sıddîk (r.a) rüya tabiri ilminde zirveydi, Nebî (a.s.) zamanında rüya tabir ederdi. Rüya tabiri ilminde en önde geldiği ittifakla kabul edilen Muhammed b. Şîrîn şöyle der: “Hz. Ebubekir, Allah Resulü'nden (a.s.) sonra rüya tabirinde bu ümmetin en üstünü idi.” Bu rivayeti îbn Sa'd tahric etmiştir. Deylemî, Müsnedü'l-firdevs'te ve îbn Asâkir Semüre'den şu hadîsi tahric eder: Resûlullah (a.s.) "Ebubekir'e rüya te'vilini öğretmekle emrolundum" buyurdu. el-İsabe müellifi, Esma binti Ebubekir'in biyografisini verirken şöyle der: “Hz. Ömer ona rüya tabirini sorardı ve kendisinden bu ve başka konularda bazı bilgiler nakletmiştir.” Kastallâni, Sahih-i Buhâri’nin "Bâbu gasli'd-dem" (kanı yıkama) adlı başlığında, Esma hakkında şöyle der: “O, rüya tabir etmeyi bilirdi. Hattâ denir ki İbn Şîrîn rüya tabirini İbnü'l-Müseyyeb'den, İbni-Müseyyeb Esma'dan, o da babasından öğrenmiştir. Bununla ilgili rivayetin aslı Vakîdi’den naklen İbn Sa'd'ın Tabakat'ında geçmektedir.

Hafız Hüseyin el-Hallâl'ın Tabakâtü'l-muabbirîn adlı bir kitabı vardır. Kitabında tabir ilminde pay sahibi olan meşhur tabircilerden 1500 kişiyi zikrederek, onları onbeş kısma ayırır: Birincisi peygamberlerden, ikincisi sahabeden, üçüncüsü tabiinden, dördüncüsü fukahâdan, beşincisi vaizlerden, altıncısı müelliflerden oluşur. er-Risâle'de şu bilgi verilir: Rüya tabiri konusunda bilgi sahibi olmayan kimsenin rüya tabiri yapmaması gerekir. Tâdelî de yorumlama usulünü, yani Kitab, Sünnet, Arap kelâmı, şiiri ve emsalini bilmesi, fazilet, salâh ve feraset sahibi olması hâlinde bir kimsenin rüya tabiri yapabileceğini söyler. Tabir kitaplarına bakmakla, yani taklid yoluyla rüya tabir edemez. Bu caiz değildir. Çünkü rüya tabiri şahıs, zaman ve şartlara farklılık gösterir. Fâkihânî şöyle der: “Kişinin bilmeden rüya tabir etmesi" haramdır. Çünkü bu durumda ya yalan söylemiş veya tahminde bulunmuş olur ki; Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur" (İsrâ 17/36). Bu bilgi İbn Nâci’nin er-Risâle'ye yaptığı şerhten alınmıştır. Derdîr'in Şerhu Akrebi'l-mesâlik adlı eserinde şu bilgi verilir: insanların İbn Sîrîn'in tabirlerinden faydalanarak yaptıkları gibi, rüya tabiri ilmi kitaplardan öğrenilmez. Kitaptan alınan bilgilerle rüyâ tabir etme haram olup tabir ancak zaman ve şartları kavrama ve "mânâ"ları anlama yoluyla olur. Şeyh Zerrûk'un er-Risâle şerhinde de şu bilgi verilir: imam Mâlik'e "rüya tabiri konusunda bilgisi olmayan kimse rüya tabiri yapabilir mi?" diye sorulunca "nübüvvet (peygamberlikle) mi oynuyor?" karşılığını verdi. Cessûs da şöyle der: Evet, çünkü Nebî (a.s.) rüyayı nübüvvetin cüzlerinden bir cüz saymıştır. Ezan ve Kadir gecesi ile ilgili rüyalarda olduğu gibi, Resûlullah (a.s.) sahabenin rüyada gördüklerinden hüküm çıkarmıştır. Kurtubî'nin işaret ettiği ve Ubbi’nin de naklettiği üzere, bütün bunlar rüyanın vahiy olmasına dayanmaktadır. Şeyh Ebû Yahya et-Tâzî de er-Risâle şerhinde şöyle der: Ali b. Ebû Talib el-Kayravânî ve diğerleri gibi rüya tabiri ile ilgili olarak eser telif edenlerin zikrettikleri olaylara bakan kimsenin, rüya görenin söylediği ile buna verilen cevabı bulacağı ileri sürülürse şöyle denir: Bu, fürû meselelerinde mukallid gibi olup meseleye ve ona verilen cevaba bakar ki benzetmede çoğu zaman hata eder. Bu bilginin devamı için adı geçen esere bakınız.

Rüya tabiri ilminde İbn Sîrîn'e nisbet edilen kitaplar, selefe isnâd edilen yalanların en çirkinlerindendir. Tabiîn ulemânın ilim dallarından ilk telifte bulundukları dalın bu olması tasavvur edilemez. Üstelik tasnifte bulunmak, bu dönemden sonra yaygınlık kazanmıştır. Allah doğruyu en iyi bilendir. Şihâbüddin el-Mercâni Vefiyyetü'l-eslâf adlı eserinde şöyle der: Rüya tabiri ilminde İbrahim b. Abdullah el-Kirmânî eser kaleme aldı, sonra da İslâm ulemâsı bu dalda çok sayıda telif verdi. Zamanımızda bu rüya tabirlerinin çoğu İbn Sîrîn'e nisbet edilerek "bu konuda şunu zikretti" denmektedir. Bu, o kitapta anılan yorumların onun sözü olmasındandır; aslında zikreden o kitabın müellifidir, İbn Şîrîn değildir. Nitekim Hişâm'ın Nevâdir'inde "Muhammed zikretti", Büveytî'nin eserinde de "Şafiî zikretti" denir ki; bu da o kitaplarda Muhammed veya Şâfi’nin sözünün anılmasındandır, zikreden ise Hişâm veya Büveyti dir. İbn Kayyim'in et-Turuku'l-hükmiyye adlı eserinde, selef ulemasından telifte bulunmayı hoş karşılanmayanlardan bahsederken şu ifadeler geçer: İbn Sîrîn ve talebeleri hadîsi yazmıyorlardı, nerde kaldı ki re'yi yazsınlar. İbn Şîrîn 'in İbn Sa'd'ın Tabakasındaki biyografisine bakınız. İbn Şîrîn hadîsleri yazmayı bile uygun görmezken nasıl olur da rüya tabiri konusunda eser kaleme alır? Bu, te'vilcilere ihtiyaç gösteren düşten başka bir şeye değildir, "bizse böyle düşlerin yorumunu biliyor değiliz" (Yusuf 12/44)…

Rüyâ tabiriyle ilgili bu başlığa "Bâbü'l-müfti" (Müftü Babı) başlığından sonra yer verilmiş olması, rüya tabirinin de fetva vermek türünden olmasındandır. Nitekim Allah Teâla da, Mısır Melîki ile ilgili kıssada rüya tabirini bu şekilde ifade etmiştir: "Ey ileri gelenler! Eğer rüya tabirini biliyorsanız bana rüyamla ilgili fetva verin (rüyamı yorumlayın)" (Yusuf 12/43).

el-İsfahânî ez-Zerîa adlı eserinde şöyle der: Rüya ilmi, feraset ilmidir. Allah bütün semavî kitaplarda onun değerini yüce tutmuştur. Rüyâ nefs-i natıkanın fiili olup eğer rüyanın bir gerçeği olmasaydı, insanda bu gücün yaratılmasının bir faydası olmazdı. Allah Teala boş ve faydasız şeylerden münezzehtir. Rüya iki türlüdür. Birinci kısım ki çoğunlukla bu tür rüyalar görülür, karmaşık kuruntu ve düşler ile nefsin vesveseleri haber vermesinden ibarettir. Bunun sebebi de nefsin bu durumda şekil kabul etmeyen dalgalanmış su gibi olmasıdır. Diğer kısım az vukû bulur, sahih rüyadır. Bu da iki kısım olup bir kısmı yoruma ihtiyaç göstermez, diğeri yoruma muhtaçtır. Bu yüzden tabircinin, kuruntularla diğerlerini tefrik etmek, ruhanî ve cismanî kelimeleri birbirinden ayırmak, insan grupları arasında ayırım yapabilmek için bir maharete sahip olması gerekir. Çünkü insanlar arasında bazılarının rüyası sahih olmaz, bazısının olur. Rüyası gerçek olabilenlerden de, bazısının durumu uykuda kendisine yüce ve önemli şeyler ilkâ olunmaya elverişli, bazısının değildir. Bu yüzden Yunanlılar şöyle demişlerdir: Tabircinin, ayak takımının değil, bilge ve kralların rüyalarını tabirle meşgul olması gerekir. Bu, onların nübüvvetten bir nasibe sahip olmalarındandır. Bu konunun devamı için adı geçen esere ve îbn Haldun'un el-İber mukaddime'sine bakınız. (Hz. Peygamberin Yönetimi, KETTANİ, 199-203)

Not: Rüya tabirleri Halit SEZGÜL'ün hazırladığı Rüya Tabirleri kitabından alınmış, bazı ilaveler ve çıkarmalar yapılmıştır. Gayemiz rüya tabiri değil nasıl rüya tabiri yapıldığının mantığını vermektir.

Anladın Sen Onu Karizmatik
Kayıtlı
BOZO'in Imzasi


BAĞIRSAM TESİRİ YOK, SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL...
02 Ocak 2011, 20:31:16
ATO

Admin

*


Üye No : 689

Yaş : 50

Nerden : ANKARA

Konu  : 852

Mesaj : 1060

Teşekkür Sayısı: 168
a.erolyalcin@hotmail.com
Çevrimdışı

Rüya ve İslamiyet

Alttaki Yusuf suresinde de görebileceğimiz gibi Kuran'da rüya ve tabirinden bahsedilmiştir. Rüyaların bize gelecekten bilgi verebileceği kesindir.

Fakat rüya yorumlama gibi bir yetenek her insanda bulunmamaktadır. Allah peygamberlerinden birine veya birkaçına (Yusuf Peygamber kesin Yakup peygamberden emin değilim) bu hediyeyi, yeteneği verdiğini görüyoruz bunun dışında islamiyetle alakalı rüya tabiri veya tabircisi yoktur. İslami rüya tabirleride tamamen dini duyguların sömürülmesinden ileri gidememiştir.

Sitemizdeki dahil dünyadaki hiç bir bir rüya tabiri kitabındaki ve internet sitesindeki rüya tabirlerinin islamiyetle yakından uzuktan alakası yoktur. Bir çoğu deneyimlere dayanılarak çıkarılmış olup kesinliği kesinlikle yoktur. Daha önce dediğimiz gibi dini duyguların sömürülmesi için "islamiyet" kelimesini kullanmışlardır.

Bu bilgileri bildikten sonra sitemizde rüya tabirlerini okuyabilirsiniz şu andaki rüya tabirleri sözlüğümüz internetteki en geniş içeriğe sahip sözlüktür.

Yusuf Suresi

4. Bir vakit Yûsuf babasına şöyle demişti: "Babacığım, ben rüyada on bir yıldızla, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; onları bana secde ediyorlar gördüm."

5. "Yavrucuğum, dedi, rüyanı kardeşlerine anlatma; sonra sana bir oyun oynarlar. Hiç kuşkusuz şeytan, insan için açık bir düşmandır."

99. Nihayet Yûsuf'un huzuruna vardıklarında Yûsuf, ana-babasına sarılıp kucakladı. Ve şöyle dedi: "Girin Mısır'a, Allah dilerse emniyet ve güven içinde olacaksınız."

100. Ana-babasını tahtın üstüne çıkardı. Hepsi, Yûsuf'un önünde secde eder gibi eğildiler. Yûsuf dedi: "Babacığım, işte bu, benim önceden gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. O, bana çok güzel lütuflarda bulundu, şeytan, benimle kardeşlerim arasına yakumluk soktuktan sora, O beni zındandan çıkardı. Sizi de çölden getirdi. Rabbim, dilediği şeyde çok ince lütuflar sergiliyor. Alîm olan O'dur, Hakîm olan O'dur."
 

35. Bunca delili gördükten sonra bile Yûsuf'u bir süreye kadar zındana tıkmaları kararı onlara egemen oldu.

36. Onunla birlikte zındana iki genç daha girmişti. Bir tanesi dedi ki: "rüyada gördüm, şarap sıkıyordum." Öteki de şöyle dedi: "Ben de gördüm ki, başımın üstünde ekmek taşıyorum, kuşlar ondan yiyor. Bunun yorumunu bize bildir. Biz senin, güzel düşünüp güzel davrananlardan olduğun kanısındayız."

37. Yûsuf dedi ki: "Rızıklanacağınız herhangi bir yemek size gelmeden önce onun yorumunu ikinize mutlaka bildiririm." Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, Allah'a inanmayan ve âhireti de tamamen inkâr eden bir toplumun milletini terk ettim."

38. "Ve atalarım İbrahim'in, İshak'ın Yakub'un milletine uydum. Bizim herhangi birşeyi Allah'a ortak tutmamız söz konusu olamaz. İşte bu, Allah'ın bize ve diğer insanlara bir lütfudur. Ama insanların çokları şükretmiyorlar."

39. "Ey benim zından arkadaşlarım! Parçalara bölünüp fırkalaşmış rabler mi daha hayırlıdır, Vâhid ve Kahhâr olan Allah mı?"

40. "O'nun yanında nelere kulluk ediyorsunuz? Sadece bir takım isimlere ki, adlarını siz ve atalarınız koymuştur. Onlar hakkında Allah, hiçbir kanıt indirmemiştir. Hüküm yalnız Allah'ındır. O, yalnız ve yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti. Eskimez ve pörsümez din işte budur. Ama insanların çokları bilmiyorlar."

41. "Ey benim zından arkadaşlarım! rüyanıza gelince: Bir taneniz rab edindiği kişiye şarap sunacak. Ötekiniz ise asılacak da kuşlar başından yiyecek. Hakkında fetva sorduğunuz iş, böyle hükme bağlanmıştır."

42. Yûsuf o iki kişiden, kurtulacağını düşündüğüne şöyle dedi: "Rab edindiğin kişi yanında beni an." Ama şeytan o adama, rab edindiği kişiye hatırlatmayı unutturdu. Böylece Yûsuf yıllarca zındanda kaldı.

43. Kral dedi ki: "Düşümde yedi semiz inek görüyorum. Bunları yedi cılız inek yiyor. Ayrıca yedi yeşil başak, yedi de kuru başak görüyorum. Ey bendelerim! Eğer rüya tabir ediyorsanız, bu rüyam hakkında bana bir fetva verin."

44. Dediler ki: "Bunlar, demet demet hayallerden ibarettir. Biz, hayal ve kuruntuların yorumunu bilenler değiliz."

45. Zındandaki iki adamdan kurtulanı, uzun bir zamandan sonra eskiyi hatırladı da şöyle dedi: "Onun yorumunu size ben haber veririm. Siz beni zındana gönderin."

46. "Yûsuf, ey özü-sözü doğru insan! Şu rüyayı yorumla bize. Yedi semiz inek var, yedi cılız inek bunları yiyor; yedi yeşil başak, bir yedi tane de kuru başak. Umarım buradan insanların yanına giderim, onlar da öğrenirler."

47. Yûsuf dedi: "Alışılageldiği şekliyle yedi yıl ekin ekeceksiniz. Biçtiklerinizden yiyecek kadar az bir miktar alır, geresini başağında bırakırsınız."

48. "Bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. Bu yıllar, saklayabileceğiniz bir miktar ekin hariç, önceden biriktirdiklerinizi yiyip tüketecek."

49. "Bunun arkasından bir yıl gelecek ki, halk onda bol yağmura kavuşup rahat edecek; meyva suyu sıkıp süt sağacaklar."

50. Kral: "Bu yorumu yapanı bana getirin." dedi. Elçi kendisine gelince, Yûsuf dedi ki: "Kralına dön de sor bakalım, o ellerini kesen kadınların derdi neydi? Rabbim, o kadınların hilelerini çok iyi bilmektedir."

Kaynak :www.kuranikerim.gen.tr

Kayıtlı
ATO'in Imzasi

HER GECENİN BİR  SABAHI ...

  HER ÜLKÜCÜNÜN SORACAK BİR HESABI VARDIR...
Etiket:

Google Words: Rüya hakkında Genel Bilgi: Dosyası, Rüya hakkında Genel Bilgi: Downloand , Rüya hakkında Genel Bilgi: Resimleri, Rüya hakkında Genel Bilgi: Hikayeleri , Rüya hakkında Genel Bilgi: Haberleri , Rüya hakkında Genel Bilgi: İndir , Rüya hakkında Genel Bilgi: Yükle , Rüya hakkında Genel Bilgi: Videosu , Rüya hakkında Genel Bilgi: Arşivi , Rüya hakkında Genel Bilgi: Şiiri , Rüya hakkında Genel Bilgi: Sözleri , Rüya hakkında Genel Bilgi: Nickleri , Rüya hakkında Genel Bilgi: Yazıları ,
Sayfa: [1]
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Dost Siteler -Link Değişimi
Yasal Uyarı
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır. Bu konular zaman zaman yönetim tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular yer alabilir. Bu tür konuları bize reis@ulkucutavir.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır. - Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to reis@ulkucutavir.com
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.14 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
|Tags |Tagged |Site Map | Sitemap1 | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Bu Sayfa 0.303 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu

Bugün 09:27:06