Kürt açılımını o hazırladı deniyor. Ermeni meselesinde Türkiye'ye okkalı bir kazığı var. Finansörü Norveç. Bakın kim bu adam?
MHP'li siyasetçiler ise, açılım planını David L. Philips'in yazdığında ısrarlı. Hatta onun yazdığı raporu basın toplantısında delil olarak gösterdiler. Peki kim bu David L Philips ve Kürt açılımı gerçekten onun işi mi? İşte Bugün'den Erhan Başyurt'un derlediği ilginç bilgiler;
David L. Philips ismini Ermeni meselesini yakından takip edenler iyi bilir.2001'de kurulan "Türk-Ermeni Uzlaştırma Komisyonu"nun kurucusuydu.Gündüz Aktan, Üstün Ergüder, Şadi Ergüvenç, İlter Türkmen, Vamık Volkan ve Özdem Sanberk bu Komisyonun Türk üyeleriydi.
Philips'in başkanlığındaki komisyon, saygın bir sivil hukuk kurumu olan Uluslararası Geçiş Dönemi Adalet Merkezi'ne (ICTJ) "BM Soykırımı Sözleşmesi, uygulamaya girdiği 1951 öncesi olayları kapsar mı" diye sordu.
İLK TUZAĞI BM'DE KURDUICTJ, "Hayır kapsamaz. Ermeniler, ne tazminat ne de toprak talep edebilir" dedi. Ancak cevabı burada kesmedi. Sorulmadığı halde, "Şayet uygulansaydı, 1915 olayları bir soykırımıydı" tespitinde bulundu.
Aktan, Sanberk ve Ergüvenç, Türk görüşleri alınmadan verilen bu tek taraflı kararı protesto ettiler. 2003'te üyelikten istifa ettiler.
OYUNA GETİRDİ
Çok değerli bir diplomat olan Aktan, geçtiğimiz kasım ayında MHP İstanbul Milletvekili olarak hayata veda etti. Philips'in başlattığı projede oyuna getirilmelerine en fazla o tepki gösterdi. Türkish Daily News'teki yazılarında sert ifadeler kullandı.
Philips, Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu projesini çok yönlü yürüttü. Mesela kadın kuruluşları arası değişim yapıldı. Türkiye'den Erivan'a giden heyetlerden birinin başında Marmara Vakfı'ndan Müjgan Süver ve DSP'li Gönül Saray Alphan vardı. Çok sayıda Türk gazeteci de "değişim" programına katıldı.
20 YILDIR TÜRKİYE'DE GÖZÜ
20 yıldır Türkiye ile yakından ilgilenen Philips, 15 Ekim 2007'de "PKK'nın Silahsızlandırılması, Dağıtılması ve Yeniden Entegre Edilmesi" başlıklı kapsamlı bir rapor hazırladı.
2009'DA HAZIRLADIĞI RAPOR MU SAHNEDE?
Haziran 2009'da da "Türkler ve Iraklı Kürtler Arasında Güven Tesisi" başlıklı yeni bir çalışması yayınlandı. Türkiye'de muhalefetin delil olarak gösterdiği belge işte bu son rapor...
FİNANSÖRÜ NORVEÇ, DESTEKÇİSİ ABD
Philips'in çalışmasını Norveç hükümeti finanse etti. Çalışmaya Türkiye'den ve Kuzey Irak'tan 14 gazeteci, akademisyen ve kanaat önderi katıldı.
Amerikalı birçok uzman da Washington'da Nisan 2009'da yapılan toplantıları izledi.
RAPORDA ÖZETLE NELER VAR?
*Rapor özetle, Kürt gruplara PKK'nın lojistik ve para akışını kesmelerini öneriyor.
*Türkiye'ye de demokratik açılımlar yaparak dağdakilerin inmesinin sağlamasını ve terörün istismar kaynağı olan iktisadi ve siyasi eksiklerin giderilmesini tavsiye ediyor.
*Aynı rapor, PKK sorunu kalkarsa Türkiye ve Kuzey Kürtleri'nin siyasi ve ticari ilişkilerinin gelişeceğini ve 5 milyara ulaşan ticaretin, 20 milyar doları bulacağını ileri sürüyor.
Philips, her çalışmasıyla Türkiye'de "kıyametler koparması"nı biliyor...
MHP'li Oktay Vural'ın kanıt olarak gösterdiği "PKK'nın silahsızlandırılması, dağıtılması ve (topluma) yeniden entegre edilmesi" başlıklı raporun yazarı David Phillips ikinci raporunda da Türkiye ile Kuzey Irak arasında ilişkilerin geliştirilmesine yönelik.
Erdoğan'ı kızdıran PKK raporunun yazarından bir rapor daha
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın hükümetin Kürt açılımını "ABD projesi" olarak nitelemesiyle başlayan söz dalaşı sürerken, Vural'ın kanıt olarak gösterdiği "PKK'nın silahsızlandırılması, dağıtılması ve (topluma) yeniden entegre edilmesi" başlıklı raporun yazarı David Phillips ikinci raporunda da Türkiye ile Kuzey Irak arasında ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir yol haritası veriyor.
ABD'li düşünce kuruluşu Atlantic Council (Atlantik Konseyi) bünyesinde haziran ayında yayımlanan "Confidence Building Between Turks and Iraqi Kurds" -Türkler ve Iraklı Kürtler Arasında Güven İnşası- başlıklı raporda, ABD'nin çekilme aşamasında olduğu Irak'ta istikrarın önemine vurgu yapılarak Kuzey Irak'taki PKK varlığına ilişkin Erbil'e, Türkiye'deki Kürt sorunuyla ilgili Ankara'ya önerilerde bulunuluyor.
Bölgesel Kürt Yönetimi'nin PKK da dâhil olmak üzere tüm Kürt partileri ve gruplarının katılacağı konferans planını hayata geçirmesi; PKK liderlerinin yakalanması, Erbil havaalanında örgüte nakit akışının daha etkin izlenmesi, PKK'lıların bulunduğu dağlık bölgelere giden yollara daha stratejik ve pro aktif kontrol noktaları kurulması, PKK'nın yan kuruluşu PÇDK'nın kapatılması için teyit edilebilir adımlar atması ve Bölgesel Kürt Yönetimi temsilcilerinin de Türkiye, ABD ve Irak arasında kurulan "Üçlü Mekanizma"ya dâhil edilmesi yoluyla Kürt yetkililerinin istihbarat paylaşımı ve ortak operasyonlara daha tam katılımının sağlanması öneriliyor.
Raporda Türkiye'de PKK'ya olan desteğin azaltılması başlığında Ankara'ya yönelik öneriler ise şöyle sıralanıyor:
1- Terörizme karşı mücadelenin ötesine geçilmesi: Nihai çözüm Türkiye'nin demokratikleşmesi ve kalkınmasının yanı sıra PKK'nın lider kadrosu dışında kalan üyelerine bir af düzenlemesinin yapılmasında yatıyor.
2- Yasal reformların yapılması: Türkler federalizmi ayrılıkçılık ile eşanlamlı gördüğü için daha az iddialı âdem-i merkeziyetçi şemalar düşünülebilir. Anayasanın vatandaşlığı tarif eden 7. maddesinde reform yapılması, Anti-Terör Yasası'nın ve Ceza Kanunu'nun 215, 216, 217, 220 ve 301. maddelerinde değişikliğe gidilmesi ya da kaldırılmaları ve kültürel reformların tam olarak uygulanması hukuk düzenini ve Türkiye'deki demokratik gelişmeyi ileriye götürecektir. Aynı zamanda katı, hesap sorulamayan ve son derece muhafazakâr yargı sisteminde reform yapacak önlemlere de ihtiyaç vardır.
3- İstihdam yaratmaya odaklanma: Güneydoğu'da ekonomik faaliyetin teşvik edilmesi, çözümün bir parçasıdır. Yol, su şebekeleri, elektrik ve telefon hizmetlerine daha fazla yatırım yapılmasının yanı sıra özelleştirme ve toprak reformu da gereklidir.
4- Düşmanla konuşma: Ankara, Öcalan ile görüşmeyi reddedebilir ama demokratik olarak seçilmiş olan DTP üyeleri etkin arabulucu olabilirler. Erdoğan, DTP milletvekilleriyle görüşmeli ve DTP'yi özlü görüşmeler için bir kanal olarak düşünmeli.
5- Uzlaşmayı teşvik etme: Gerçeklerle uzlaşma süreciyle çatışmanın her iki tarafının mağduriyetleri ele alınmalıdır.
6- Bölgesel bir yaklaşımın benimsenmesi: Türkiye ve Bölgesel Kürt Yönetimi arasındaki ilişkilerin gelişmesi, Türkiye'deki Kürtlere yönelik bir güven inşa önlemi olarak işlev görecektir ve bunun sonucu olarak güneydoğudaki gerilim azalacaktır.
7- Avrupa ile bütünleşmeyi cesaretlendirme: Türkiye'nin AB üyeliği yolunda tutulması ülkenin demokratikleşmesi, Türkiye'deki Kürtlerin durumu ve Türkiye ile Bölgesel Kürt Yönetimi arasındaki ilişkilerin sürekli iyileşmesi için esastır. Avrupa, Türkiye'nin üyeliği konusunda tek ses olmalı ve imtiyazlı ortaklık çağrılarından vazgeçmelidir.
Atlantik Konseyi Nedir?
ABD'li bağımsız bir düşünce kuruluşu olan Atlantik Konseyi, Atlantik İttifakı temelinde uluslararası sorunlarda tartışma ve diyalogu teşvik ederek ABD'nin yapıcı liderliğini geliştirmeyi amaçlıyor.
Rapor nasıl hazırlandı?
Atlantik Konseyi, 13–15 Nisan tarihlerinde Türkiye ve Irak'tan 14 kişinin katıldığı bir toplantı düzenledi. Katılımcılar arasında Türkiye'nin önde gelen kanaat önderleri ile Bölgesel Kürt Yönetimi yetkililerinin de bulunduğu toplantıdan sonra David Phillips, Türkiye ve Irak'a ziyaretlerde bulunarak üst düzey yetkililerle görüştü. Rapor, bu toplantı ve görüşmelerin zemininde hazırlandı. Kuruluş, konuyla ilgili olarak Washington'dan sonra biri eylül ayında İstanbul'da, diğeri daha sonra Erbil'de olmak üzere iki toplantı düzenlemeyi de planlıyor. İstanbul'daki toplantıya medya temsilcilerinin katılması hedefleniyor. David L. Phillips kimdir?
ABD Dışişleri Bakanlığı ve BM Genel Sekreterliği eski üst düzey danışmanlarından olan David Phillips, halen New York ve Columbia üniversitelerinde dersler veriyor. Atlantik Konseyi'nde proje direktörlüğü de yapan Phillips, 15 Ekim 2007 tarihli "PKK'nın silahsızlandırılması, dağıtılması ve (topluma) yeniden entegre edilmesi" raporuyla dikkat çekmişti. Raporunu ilk kez yayımlayan Referans'a açıklamalarda bulunan Phillips, Türkiye'deki görüşmelerle ilgili randevuları hükümetin ayarladığını söylemişti.