| 04 Temmuz 2010, 15:50:52 |
|
|
 |
|
|
SEYYİD AHMED ARVASİ HOCAMIZ (15.02.1932 - 31.12.1988) Bu Dava Özüdür İslamiyet in Bu Dava Güneşi, Mazlum Milletin, Bu Dava, Her şeyden, Her şeyden Çetin, Bu Yolda Dert, Hüzün, Gurbet Bizimdir. Seyyid Ahmed ARVASİ
Peygamber soyundan bir seyyid olan Ahmed Arvasi Abdülhakim Arvasi’nin oğludur. Babası ve kendisi ömürlerini TÜRK-İSLAM DAVASINA Adamış iki büyük insandırlar. Babasına Osmanlı çöktü, Türk diye bir şey kalmadı denilince ”DÜNYA DA İKİ TÜRK KALSA BİRİSİ BENİM“ demiştir. Ahmed Arvasi kendini şöyle tarif eder; ”Ben İslam iman ve ahlakına göre yaşamayı en büyük saadet bilen büyük Türk milletini iki cihanda aziz ve mes‘ud görmek isteyen ve böylece İslam‘ı gaye edinen TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ŞUURUNA SAHİBİM.“ 15 ŞUBAT 1932 de Doğubayazıt ilçesinde dünyaya gelen Arvasi Hoca, aslen Van Bahçesaray’ın Arvasi köyündendir. Kendisinden küçük beş kardeşi daha olan Arvasi Hoca, ilk okula Van da başlayıp Doğubayazıt`ta tamamladıktan sonra, orta okulu ERZURUM`da bitirir.Ve aynı şehirde Erkek öğretmen okulu`na başlar, bu okulu ise Erciş Öğretmen Okulu’nda tamamlar.Konya Doğanbeyli Nahiyesi’nde 1952 senesi ilk öğretmenliğine başladı, daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji bölümünü bitirerek muhtelif eğitim enstitülerinde pedagoji öğretmenliği yaptı.Türk milliyetçisi olarak yetiştirmeye büyük özen gösterdiği sayısız öğretmenler halan görevleri başındadırlar. Atatürk sonrasında, bizzat İsmet İnönü ve kadroları tarafından yok edilen eğitimdeki milliyetçilik vasfı, yetişen bu öğretmenlerin üstün ve fedakarane gayretleri sonuncu tekrar hayat bularak, milyonlarca vatan sever, milli şuur sahibi gençlerin yetişmelerine vesile olmuştur. 1978 Ecevit hükümeti döneminde sürgün ve tehditlere maruz kalan Arvasi Hoca,1980 Askeri İhtilali’nin Kenan Evren cuntası tarafından ise MHP genel idare kurulu üyesi olması hesabıyla Mamak zindanlarına hapsedilerek büyük çileler çekmiştir. Arvasi Hocamız kendisini çoğu defa öğrencilerine şöyle tanıtır ve bundan da büyük haz duyardı; “Ben, İslam iman ve ahlakına uygun olarak sırat-ı müstakim çizgisi üzere yaşamayı en yüce şahadet gören, mübarek ve soylu Türk milletini her iki dünyada da aziz ve mesut görmeyi arzulayan ve böylece, İslam`a hizmet ve sadakati şeref bilen TÜRK MİLLİYETÇİSİYİM ” O `samimiyetten uzak sözde İslamcıların, Türk tarihinin bin yıldan ötesini inkar ederek,Türk töresini küçümsemelerine şiddetle karşı çıkar ve bu gibi Türk düşmanı, slogan mücahitlerine karşı,Türk tarihinin bütününe sahip çıkardı. Arvasi Hocaya göre ; “Türk milleti, temiz ve şanlı bir mazi ile binlerce yılların ötesinde süzüle gelen büyük bir tarihi tecrübeye sahip, milli örf, adet ve töresinin kaynağını oluşturup, şekillendiren zengin bir kültürel hazinenin banisi bir millettir. Türk töresi bir hukuk ve bir ahlak kitabesi hükmündedir” Arvasi Hocamızın en güzel ve farklı yanı" Türksüz bir cihanda İslam dininin öksüz ve sahipsiz kalacağını bilmesi" neticesi;Türk Milletinin bekasının yegane şartı olan Türk milliyetçiliği fikrine bir ömür hizmetle, bu uğurda binlerce makale, onlarca kitap yazıp, taviz vermediği Türklük sevdası yüzünden Mamak hapishanesine kadar uzayan çileli yolda bir ibadet aşkı ile yılmadan, yıkılıp, menfaate meyletmeden erkekçe yürüyüşüdür. Ebu Lehebler`in ölmediği, Ebu Cehiller`in Kıtalar dolaşıp, Türk Milli Eğitim kurumlarını mekan tutup Kan içtiği 1970 li yılların sonlarına doğru, Arvasi Hocamız hayatının en zor ve meşakkatli dönemini yaşamasına rağmen ‘’Türk Milliyetçiliğinden bir adım geri atmadı’’ öylesi günler oldu ki, tehditler, şantajlar, Kızıl Komünist namluları altında bile derslere girip fikrini genç beyinlere nakış nakış nakşetti. 1974 senesi İstanbul Atatürk eğitim enstitüsünde öğretmendir. Bu dönemde okulda tekrar hakimiyet kurarak terör estirmek isteyen 30 kişilik anarşist bir gurup bıçak ve zincirlerle 4 kişilik ülkücü guruba saldırır. 4 ülkücü öğrenci 30 komünist anarşisti perişan eder. Bu olaya şahit olan Arvasi Hoca, 4 ülkücüden biri olan Alaattin Kılıçoğlu isimli ülkücü öğrenciyi bir kaç gün sonra odasına çağırarak şöyle konuşur; -Gel aslanım seni bir kucaklayayım. -Dün ki kavgayı gördüm, -Siz ülkücüler bugünün KÜRŞADLAR`I SINIZ. -----Allah Türk milletini Kürşadsız bırakmasın, -Ben çok iyi biliyorum ki sizler saldırgan ve kaba insanlar değilsiniz, asil gençlersiniz, ülkücülüğün temelinde iman-asalet-aşk-ve muhabbet vardır. Lakin bugün vatanımıza sızmayı ve içimizden bizim insanlarımızı yanına çekebilmeyi başarmış olan dış düşmanlarımız,ülkücülerin sabırlarını taşırarak bir iç savaş çıkartmak istiyorlar. -Dün size saldıran 30 kişilik grup, ABD`NİN, Rusya’nın, İsrail`in gizli servislerinin kandırdığı zavallılardır. MUSSAD-CİA-KGB fark etmez. -Beni üzen şudur ki; Atatürk`ün ölümünden hemen sonra gelenler, Türk Milli Eğitimini milli olmaktan uzaklaştırdılar. Türk gençliği kendi değerlerini değil de, Roma - Grek medeniyetini, Batı`nın Kokuşmuşluklarını öğrenerek yetiştirildiler. -Siz ülkücüler, bugünün KürŞad ları - Bilge Kağan – Kültiginleri`siniz -Türk milletinin geleceği, İslam Dininin gönüllere ve beyinlere yeniden nüfuzu yalnız ve yalnız ülkücü gençlerin gelişip çoğalmasıyla mümkündür. İkinci yol yoktur. Büyük insan, dava ve gönül eri Arvasi Hocamız karşımıza bazen; “HİÇBİR KAVMİN TÜRK`E HOROZLUK TASLAMASINA TAHAMMÜL EDEMİYORUM” VE YİNE; “BEDR`İN ASLANLARI ANCAK BU KADAR ŞANLI İDİ” DİYEN MEHMET AKİF ERSOY OLARAK ÇIKAR... Bazen de; “Hatta ben olsaydım Kürt-Arap-Çerkez ilk gayem olurdu Türk milliyeti. Çünkü Türk kuvvetli olursa mutlaka kurtarır her İslam olan milleti” diye haykıran Ziya Gökalp olarak çıkar ortaya... Ziya Gökalp`ten büyük Türk Atatürk`e - Atsız Hoca dan Başbuğ Türkeş`e - Ahmet Yesevi Hazretlerinden Yunus`a, Mevlana`ya - Oğuz Han`dan, son ülkücü şehit Bozkurt`a kadar genişçe bir ruh dünyası olan Arvasi Hocamızın babası Abdülhakim Arvasi Hazretleri, bir Arap olmasına rağmen“ Dünyada iki Türk kalsa bile birisi benim” diyecek kadar Türk`e sevdalıdır ve Türk`tür. Aynen büyük Türkçü Ziya Gökalp`in“ Türklük hadimi bana,Türk değildir diyen herkes, soyca Türk olsa bile piçtir,Türk olamaz” dediği gibi. MAİDE SÜRESİ, AYET 54.CENAB`I ALLAH ŞÖYLE BUYURUYOR; “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücadele eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir."
Bir çok müfessir, hatta HAK DİNİ KUR`AN DLİ TEFSİRİNDE ELMALILI HAMDİ YAZIR`IN yazdığı gibi, S.AHMED ARVASİ de yorumunda bu ayette geçen milletin Türk Milleti olduğunu söyler. Arvasi Hocanın yorumu, Elmalılı Hamdi Yazır`ın yazdığı tefsirindeki yorumuyla bire bir örtüşür. TEFSİRDEKİ YORUM ŞÖYLEDİR; “......bu defa Allah Türkleri göndermiş; Arapların kadrini bilemeyip zayi ettikleri Devlet-i islamı ele alarak, İstanbul`a ve oradan kıtaat-ı arzın her tarafına yaymışlar; Kostantiniyye’ yi feth ederek, Ebna-i Faris hadisinin delaletiyle bu ayetin müjdesine nail olmuşlardır. Arvasi Hoca, Maide 54. ayette geçen bu vazife halen Türk Milletinin üzerindedir der ve sık sık tenbihlerdi. Mehmet Akif Ersoy`un; “Evliya yurdu bu toprak, Şüheda burcu bu yer, Bir yıkık kubbesinin üzerine Mevlana titrer” Mısralarına nazire yaparcasına şöyle yakınır; "Bu topraklar Türklerle şereflendi, mübarek olan bu topraklara abdestsiz basmaktan haya ediyorum" Arvasi Hoca "Türkler Anadolu ya göçebe olarak gelip yerleşmiş ve Türkler göçebe bir millettir" diyen maksatlı kişilerin bu çirkin sözlerine fena halde içerlenirdi. Bu saçma fikirlere karşı sert tavırlar alarak şu beyanlarda bulunurdu; "Türkler göçebe olarak değil, Orta Asya`dan göç ederek gelmiş olup, gelirken bir medeniyetin sahibiydi; mimarisini – edebiyatını – müziğini, yazısını ve köklü bir kültürü beraberinde getirmiştir.Türk`ün töresi Anadolu öncesinde bile, alemşümul ahlakı bünyesinde toplayan bir üstün ahlak ve adalet nizamıdır. Türkler Anadolu`ya ilah-i bir programın neticesi geldi. Türklerin Anadolu`ya göçü ilah-i bir tecellidir. ‘’ Maide Süresi nin 54. Ayeti bu göçün mesajını veriyor" S.Ahmet Arvasi, Türk- İslam Kültür ve medeniyetinin yeniden ihya davasının motor gücü olacak Kadroların ancak ve ancak ülkü ocaklarında yetiştirilecek olan gençlerin arasından çıkacağına inanıyordu. Arvasi Hocamızın eserleri son yıllarda unutturulmuş, gençlerimiz Arvasi`nin eserlerinden uzaklaştırılarak; meteryalist felsefenin Keşif bombardımanlarına maruz bırakılmıştır. Bu uzak kalışın neticesinde ise; manevi, ahlaki, Kültürel değerlerinden kopuk, özüne, örfüne, töresine sırtını dönmüş, kız-erkek ilişkilerinde ölçüsüz, edep dışı aşırılıklara kaçan, İstikbal ve İstiklal endişesi taşımayan, fikirsiz, çilesiz, hedefsiz bir gençlik modeli oluşturulmuştur. Bu yeni genç modeli, yavaş yavaş Kemirgen bir hal alarak, cemiyetimizi için için Kemirmektedir. Arvasi Hocamızın başta 2. ciltlik "Türk -İslam ülküsü" eserini okumalı ve mutlaka okutmalıyız. Bu kıymetli eserin 1.cildinde, tefekkürümüz, inancımız, insan ve cemiyet hayatımız, Kültür ve medeniyetimiz üzerinde durulmuştur. 2.cildinde ise ülkücü bakış açısından, ekonomik ve siyasi hayatın yorumlanması yapılmıştır. Arvasi Hoca, bütün eserlerinde ortaya koyduğu fikir ve tezlerinde daima ve her zaman, şuurlu bir müslüman ve tavizsiz bir Türk milliyetçisidir. Türk-İslam ülküsü eserin 2. cildinin önsözünün son paragrafında şöyle söyler; "Başarıları yaratan ve veren Cenab - ı Allah`tır. Biz O`nun rızasını kazanmak ve Kainatın efendisi şanlı peygamberimizi memnun etmek, mensubu olmakla şeref duyduğumumuz asil, soylu Türk Milletini yüceltmek için çalışıyoruz’’ KENDİNİ ARAYAN İNSAN - İNSAN VE ÖTESİ - GENÇLER SİZLERE SESLENİYORUM VE BÜTÜN MAKALELERİNİ TOPLADIĞI 5 CİLTLİK "HASBİHAL" ADLI ESERLERİNİ MUTLAKA OKUYARAK KENDİMİZİ ÇOK YÖNLÜ GELİŞTİRMELİYİZ. Yabancı ideolojiler, istilacı dış devletlerin fikir para vanaları ve milletleri içten çökerten sinsi tuzaklardır diyen Arvasi Hoca, Türk milletini parçalama oyunlarına ve tertiplerine karşı durmayı vatan ve namus borcu bilerek, bütün bunlara karşı uyanık gençliğin yetişmesi uğrunda çileli bir hayata talip olarak, bir ömür akrebin Kıskacındaymışçasına fikir ızdırabı çekmiştir. ARVASİ HOCA YA GÖRE, İSLAM DÜNYASINI ESİR ALMAK İSTEYEN HIRİSTİYAN DEVLETLERİNİN İLK HEDEFLERİ, TÜRK DEVLETİ VE TÜRK MİLLETİDİR. MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLEYEREK TÜRK MİLLETİNE DÜŞMANLIK EDENLERİN HER BİRİ HAİNDİR VE TÜRK`E DÜŞMANLIK ETMEKLE, İSLAM DİNİNE DE DÜŞMANLIK YAPTIKLARININ HESABINI CENAB-I ALLAH ONLARDAN SORACAKTIR. Gençlik gelecektir, milletimizin yarınlara muhkem tutunacağı ümidi fırlatacağı istikbal ve istiklal Kemendidir. ARVASİ HOCA`NIN EN BÜYÜK VE İBRET VERİCİ TESPİTLERİNDEN EN ÖNEMLİSİ, OSMANLI`NIN YAPTIĞI İDARİ YAPILANMADAKİ HATALARDIR. 16.asra kadar Osmanlı da idarenin en üst Kademelerinde ısrarla Türk unsurlara yer veriliyordu. O zamana kadar Hakanlar yüzde yüz Türk olan Osman Oğullarından, Sadrazamlar ise yine %100 Türk Çandar Oğullarından dı. Bu asırda Çandar Oğulları sadrazamlıktan azledilerek, dönme - devşirmelerin sadrazamlığa getirilmesi çöküşün başlangıcı olmuştur. Arvasi Hoca`nın fikir ve eserlerinden faydalanmak, O`nu rehber edinmek her Türk gencinin öncelikli hedefi olmalıdır. Son yıllarda ihmal edilen ülkücü gençlik en Kısa zamanda yeni bir hamle yeni bir şevk ve aşkla; ATATÜRK, A.TÜRKEŞ, NİHAL ATSIZ, S. AHMED ARVASİ NECDET SEVİNÇ`İN fikir ve görüşlerinin karıldığı harmanlardan beslenerek gelişip, olgunlaşıp, Kamilleşerek; GÖNÜLDE TÜRKLÜK ÜLKÜSÜ, DİLİN DE TURAN TÜRKÜSÜYLE, YENİDEN BİR ERGENEKON DESTANI YAZMAYI İMANININ RÜKNÜ BELLEMELİDİR! ÖFKESİZLİK GAFLETTİR Birileri İslam adına ortaya çıkıp, toplumları uyuşturmak için "öfke insanları öldürür, İslam da öfke yasaklanmıştır" derlerken, ARVASİ HOCA İSE BUNUN AKSİNE; "ÖFKE PSİKOLOJİK BİR MOTİVE OLUP, İNSAN VE TOPLUMLARIN SALDIRI VE DIŞ ETKENLERE KARŞI SAVUNMA REFLEKSLERİNİN İTİCİ GÜCÜDÜR, GÖNÜLLERDEKİ İMANIN KÜFÜRE KARŞI DIŞA YANSIMASIDIR" DER. ÇANAKKALE VE KURTULUŞ SAVAŞLARINI TÜRKÜN KÜFÜRE OLAN ÖFKESİ KAZANMIŞTIR.BUGÜN KÜLTÜR EMPERYALİZMİ İLE ÖFKEMİZ YOK EDİLEREK UYUŞTURULUP UYUTULUYORUZ... ORHAN KILIÇOĞLU
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
| 02 Ocak 2012, 23:31:07 |
|
|
 |
|
|
Anladım,
Zamanın kökünde, bir tehlike var.
Rabbim, biliyorum günahımı;
Ölmemek elimde olsa
Sana yalvarmazdım.
Ölüm olmasa
Seni tanımazdım.
İşte, bunun için öldürüyorsun beni.
Affet Rabbim, affet!
S. Ahmet Arvasî
S. Ahmet Arvasî’nin kendini arayışını anlamaya çalışmak, tarih boyunca insanların kendilerini arama, kendini bulma ve bilme çabalarına ortak olmaya çalışmaktır. Arvasî’yi anlamaya çalışmak, insanın insan olma, insanın kendini gerçekleştirme ve insanın kendini bilme serüvenini anlamaya çalışmaktır. İnsanı etki-tepki kalıbı içerisinde anlamaya çalışanların, insanı nesne gibi görenlerin ve insanı nesneleştirenlerin bilerek reddettikleri ve ihmal ettikleri konuları, kendimizi, insanı, insanlığımızı gündeme almaktır. Arvasî’yi anlamaya çalışmak, kendilerini özne ve kendi dışındaki herkesi nesne konumunda tutan benliklerinin bilme biçimini anlamaya çalışmaktır. Kendi öznel zenginliklerimizi (sübjektiflik âlemimizi) nesnellik (objektivite) perdesiyle nasıl ihmal ve inkâr ettiğimizi anlamaya çalışmaktır; hepsinden önemlisi, insanın kendi öznelliğine tapınmasını ve kendi benliğinin zindanında hapsolmasını anlamaya çalışmaktır.
S. Ahmet Arvasî, bu konuları en yoğun ve en ince biçimde, Kendini Arayan İnsan ve İnsan Ötesi eserlerinde dile getirir. "Kendini bir türlü ele geçiremeyen insan bu kovalamadan ümitsizliğe kapılıp içgözlemi terk etmek yoluna girmek üzeredir. İçgözlemi inkâr eden insan artık kendi gerçeğini kovalamaktan yorulmuş sayılmalıdır. Halbuki, bu ezeli koşu objet (özne) ile sujet (nesne) yerine, ’tevhide’ ulaşıncaya kadar sürecektir". İnsan, insan olma sorumluluğunu yüklendiği için bu süreçleri yaşamaktadır. Arvasî, öncelikle, "İnsanın iç dünyasını inkâra ve ihmale çalışan ’pozitif ilim yoluna saplanmanın tutarsızlığını’ ortaya koymaya çalışır. Bu konuda şunları ifade eder: "Birçok dindar ve ’din adamları’ bile metafizik çabalarını ’pozitivizme’ yamamağa çalışmaktadırlar. Maalesef, İslâm Dünyasında bile, ’mistik tecrübenin’ verileri ile ’vahyin hakikatleri’ ’fizik ilimlerinin kanunlarına’ muhtaç duruma düşürülmüştür". Arvasî, ilahî olanın ihmal ve inkârını, insanî ve manevî olanın maddî olanın tahakkümü altına sokulmasını gözler önüne serer.
Arvasî, insanın, mutlak olarak ancak varın varlığını ve yokun yokluğunu bilebileceğini, bunun dışında varı manalandırma çabalarımızın hep izafi olacağını belirtir. "Yok olandan etkilenmek mümkün değildir. Esasen, yok yoktur hükmü, var vardır hükmü ile denkleşir. Yani yokun yokluğunu tasdik, varın varlığını tasdiktir. Yahut varın varlığını tasdik, yokun yokluğunu tasdiktir. Yokun varlığı, varın yokluğu iddia edilemez". "Kısacası, en soyut insan idrâkine göre, Varlık vardır, mutlaktır, ezelîdir, ebedîdir, sonsuzdur, tektir ve hürdür. Hâlbuki bunlar Kaâdir-i Mutlak’ın insan şuurunda yankılanan sıfatlarıdır". İnsanı etkileyen her şey bilimin konusu olması gerektiğini, dolayısıyla insan şuurunda yankılanan ilahî sıfatların bilinmeye çalışılmasını dile getirir. İnsanın ilahî olanı bilgi alanının dışında tutmasına, insanın bu yönünün ihmal ve inkâr edilmesine karşı çıkar. Eşya (nesne - obje) değil, insan (özne - subje) merkeze alınmalı, insanca bir bilme biçimi ortaya konmalı, insan – insan ilişkileri özne – nesne kalıbı içerisinde değil, özne –özne kalıbı içerisinde bilinmeye çalışılmalıdır.
Arvasî, insanın bakarken objektif olsa bile görürken sübjektif olduğunu, bakanın gördüğü ile görülenin kendisinin birebir örtüşmediğini, bu açıdan saf ve mutlak objektifliğin olmadığını belirtir. Daha önemlisi, "manalandırmanın bilmenin esası" olduğunu beyan eder; "sübjektifliğin yokluğunda" anlamlandırmanın kalmadığını belirtir. İnsanın anlam arayışını, insanın ölüm tehlikesine karşı mutlak olana ihtiyacından kaynaklandığını belirtir. Arvasî’ye göre gerçek, insanı etkileyen ve bilgi sahibi olmaya zorlayan her şeydir. İnsan hem kendi dışındaki âlemden hem kendi içindeki âlemden hem bunların ötesindeki ilahî âlemden etkilenmekte olduğunu ve bilgi kazanmaya ihtiyaç duyduğunu ifade eder. Gazali’nin maddi âlemde (nesneler aleminde) aklın duyuları düzeltmesine benzer bir düzeltmeyi nefsî âlemde (özneler aleminde) yapmasını gerekli görür. Buradan hareketle, Arvasî, kendi ontolojik ve epistemolojik görüşlerini ortaya koyar.
Arvasî, objektif bilgilerden yararlanmamasına, sübjektif bilgilerden haz duymasına rağmen tatmin olamamakta, mutlak bir bilgi içerisinde kıvranmaktadır. Objektif hakikati izafi, sübjektif hakikati duygusal bulur. Objeleri ve benliğini, mutlak hakikati idrakinden gizleyen birer perde olarak idrak eder. Arvasî, kendi kendini arayışındaki yolculuğunu şu sözlerle dile getirir: "Kendimi bildim bileli sayısız güzel, sayısız iyi, sayısız hakikat ve sayısız tanrı değiştirdim". "O zamanlar, Hazreti Muhammed tarafından tanrıları kırılan putperest Araplar gibi büyük bir hüzün ve boşluk içinde kaldığımı görüyordum, tanrısız kaldığımı zannediyordum."Aslında, esas olan kavramların özüdür, biçimi değildir. İnsanları ihtilafa düşüren ve daima değişen, bu özlerin formlarıdır. "İnsanları birbirine yaklaştıran bu değerlerdeki ortaklık insanları birbirinden uzaklaştıran bu değerlere tayin edilen çehredir". İnsan, kavramların özünü perdeleyen formları aşarak manaya ulaşmak zorundadır, aksi takdirde formları ilah edinir; bu ilahlar perdedir, sahtedir, puttur.
Arvasi, kendini arayan insan olarak, bilen özne olarak sadece kendi dışındaki nesneler ve nesneleştirilmiş âlemi değil, aynı zamanda kendi kendinin öznesi ve kendi kendinin nesnesi olarak keşfe çıkar. İnsanın insanca, özne – özne ötesi, insan – insan ötesi ilişkisi içerisinde anlaşılmasını ister: "Böylece, öteyi kendinde, kendini ötede keşfeden insan, galiba, şanlı peygamberler dizisinin çilesini artık anlayacaktır. Bu yolun kahramanları gerçekten birer idealist durumundadır". Kendini arayan insan Arvasî, Mevlana İkbal’in "yontuyordum, tapıyordum, kırıyordum" ve Muhiddini Arabi’nin "Tasavvur ettiğiniz hiçbir şey o değildir" sözlerinden, ’Allahtan başka mevcut yoktur’ diyen İslam sofileri objektif ve sübjektif varlıkların ötesinde, aklın ve zekanın ötesindeki, aklın ve zekanın üstündeki gözüken hakikati mi" aradıklarını sorgular. İmam-ı Rabbanî Ahmed Farukî’de cevabını bulur: "Tasavvuf yolculuğundan maksat, ihlâs makamına varmaktır. İhlâs makamına varmak için enfusî (subjektif) ve afâkî (objektif) mabutlara tapınmaktan kurtulmak lâzımdır".
Kendi objektif ve sübjektif yolculuğundan hareketle Arvasî, insanlık fikir tarihinde insanoğlunun "hiç kimseyi peygamberleri dinlediği kadar şevkle, heyecan ve imanla dinlememiş ve onları sevdiği kadar sevmemiş" olduğunu belirtir, insanın bu davranışını çok manalı bulur ve şu hükme varır: "İlim adamları ve sanatkârlar insanların saygısına mahzar olmuşlardır, ancak peygamberler mukaddes kişilerdir. Bütün insanlığın bu değer hükmünü bir çırpıda kenara atmak mümkün değildir". Gerçekten de, Arvasî’yi, işittiği ve okuduğu sözlerin boyunduruğundan kurtaran cümle ve hüküm, ne ilim adamlarının ne sanatkârların dilinden ve kaleminden çıkmıştır: "Bana insanlık haysiyetimi öğreten, bana Allah’tan gayrısına rükû ve secde etmemeyi öğreten, beni objektif ve subjektif putların boyunduruğundan kurtaran cümle ve hüküm şudur: "Allah’tan başka tanrı yoktur".
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Etiket:
Google Words: S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Dosyası, S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Downloand ,
S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Resimleri, S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Hikayeleri , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Haberleri , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI İndir , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Yükle ,
S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Videosu , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Arşivi , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Şiiri , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Sözleri , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Nickleri , S.AHMET ARVASİ HOCANIN TÜRK AŞKI Yazıları ,
|

|
Dost Siteler -Link Değişimi |
| Yasal Uyarı |
|
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır. Bu konular zaman zaman yönetim tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular yer alabilir. Bu tür konuları bize reis@ulkucutavir.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
- Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to reis@ulkucutavir.com
|
Yükleniyor...
| | | | |