| 16 Ocak 2012, 21:18:55 |
|
|
 |
|
|
Bir Davaya Adanan Ömür... (Kod adı Toros)
Yaşamını Kıbrıs Türkü'nün bağımsızlık mücadelesine adayan Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924'te şu an Rum Kesimi'nde bulunan Baf bölgesinde doğdu. 2'nci Dünya Savaşı'nın ardından hukuk eğitimi için İngiltere'ye gitti. Lincoln's Inn'den mezun olduktan sonra Kıbrıs'ta bir süre avukatlık yaptı. Yaklaşık 70 yıl süren mücadelesi, 1942'de Dr. Fazıl Küçük'ün yayımladığı Halkın Sesi gazetesinde başladı. Burada yazan Denktaş'ın tanınması henüz 24 yaşındayken, Enosis'e karşı düzenlenen ilk büyük miting ile oldu. İlk kez halka seslendiği bu miting, yarım asrı aşan siyasi hayatının da başlangıcı oldu: Güzel bir konuşma yapmışım, kıyamet koptu. O alkışlar bizi, işte bu yola itti galiba...
EOKA'YA KARŞI İLK ADIM 1949'un yazında 'Kıbrıs Türk Liderliği'nin talebi üzerine savcılık yapmaya başladı ve aynı yıl eşi Aydın Hanım ile evlendi. Başpiskopos Makarios ve Yunan Albay Grivas'ın 1952'de kurduğu EOKA teşkilatı karşısında Kıbrıs Türkleri'nin direnişine yön veren isimlerden olan Denktaş, Başsavcılık'taki görevinden istifa etmesinin ardından mücadelede daha aktif rol oynamaya başladı. O süreci şöyle anlatmıştı: '1957'de istifa edip de federasyon başkanı olunca, herkeste sevinç. Aydın o gün ağladı. 'Bir sene için' dedim. 'Ondan sonra işime dönerim.' İşte o bir sene devam ediyor!' Eşi Aydın Hanım ise aynı görüşte değildi: 'Ben kocamı kaybettim bugün'. 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) temeli, Ankara'da, Genelkurmay Özel Harp Dairesi'nde atıldı. O yıl Dr. Küçük'le Ankara'ya çağrıldı ve Yarbay Rıza Vuruşkan ve Doktor Burhan Nalbantoğlu'nun da katılımıyla TMT'nin 4 kişilik ilk hücresi oluşturuldu. Denktaş'ın kod adı 'Toros'tu. TMT'nin kuruluş sürecini şöyle anlatmıştı: '1957'ye kadar 'Volkan' devam etti. Kasım 1957'de yeni bir teşkilat lazım diye aklımdan geçti. 'Volkan' çok disiplinli değildi. TMT bu ihtiyaçtan doğdu. 1963'ten sonraki felaketi TMT'nin yetiştirdiği kahraman insanlarımız göğüsledi.'
BORUDAN TOP YAPTILAR TMT, kısa sürede Kıbrıslı Türk'ü örgütledi. Fakat 'Esther' adlı balıkçı gemisiyle Türkiye'den gizlice taşınan silah ve mühimmat yetersizdi. Denktaş konuyu şöyle anlatmıştı: 'Gönendere'ye davet ettiler. Su borusundan silah yapıyorlar. 'Top yaptık, gel gör' dediler. Deneme atışı yapacaklar. Dedim ki, su hendeği içine indirin ki kaza olursa bize bir şey olmasın. İndirdiler. Ateşlediler. Top karşı tarafa gideceğine, başımızın üzerinden geçti. Nedir dedim, bizi öldürüyordunuz dedim... 'Efendi, sesini duymadın mı, ne güzel sesi var, ödü kopar Rumların' dediler.'
FİTİL ATEŞLENDİ Ada'da çatışmaların hızlanması ile birlikte, İngiltere'nin Kıbrıs'taki varlığını sona erdirme çabası 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti'ni doğurdu. 1959'daki Londra-Zürih anlaşmalarıyla, Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasının hazırlanması çalışmalarına katılan Denktaş 1960'ta Türk Cemaat Meclisi başkanlığına seçildi. 3 yıl sonra adada kıyamet koptu. Çatışmayı başlatan olay 4 Aralık 1963'te EOKA eylemcisi Markos Dragos'un heykeline bomba konulmasıydı. Ardından iki Türk öldürüldü. Kıbrıs'taki Türk alayı doktorlarından Binbaşı Nihat İlhan'ın evi basılarak, eşi ve üç çocuğu katledildi. Ertesi gün ise Türk jetlerinin bombardımanıyla olaylar sakinleşti ama birliktelik sağlanamadı. Bu sürecin ardından Denktaş, Kıbrıs Türk toplumunun en önemli liderlerinden biri haline geldi. TELEFONDA ÖLÜM VARDI 20 Şubat 1964'te, BM Güvenlik Konseyi'nde Türk toplumu adına bir konuşma yaparak, Rumların ortaklık hükümetini nasıl yıktıklarına dikkat çekti. Makarios yönetimi tarafından 'istenmeyen adam' ilan edildi ve Ada'ya girişi yasaklandı. Yurtdışı temasları sırasında ise Londra'da bir de suikast girişiminden kurtuldu: Eşi Aydın Denktaş olayı şöyle anlatmıştı: 'Churchill Otel'e yerleştik. Tam yatacaktık, telefon çaldı. Torunum, koştu. Rauf yakaladı Allah'tan... Yoksa alo deseydi, çocuğu kurtaramazdık. Telefonun içine öyle bir şey koymuşlar ki, alo der demez o madde gırtlağına yapıştı. İmkanı yoktu çıkarmamıza... Nihayet su içe içe, alkol alarak o madde eridi herhalde, yuttu.'
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 19 Ocak 2012, 19:32:02 Gönderen: ATO »
|
Kayıtlı
|
|
|
| 19 Ocak 2012, 19:35:00 |
|
|
 |
|
|
İki kez ölümle burun buruna
Denktaş, 1960'larda Kıbrıs Davası'nı dünyaya duyurmuş, adada şimşekleri üzerine çekmişti. Sancılı günler başladı... Adaya girişi yasaklanmıştı. Erenköy çatışmalarında iki kez ölümden döndü. Adaya ikinci giriş denemesinde ise esir düştü. İşte o günler: Kıbrıs'ın efsanevi lideri Rauf Dentaş'ın, Kıbrıs Türkü'nün mücadelesini dünya taşıması Rum yönetiminin büyük tepkisi çekmişti...
Ada'ya girişi yasaklandı. 1964'te eşi ve 4 çocuğunu Ankara'da bıraktı, gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. Erenköy'deki çatışmalarda iki kez ölümden döndü. Günlüğüne yazdığı 8 Ağustos 1964 tarihli notta şunları söylemişti: 'Erenköy, bir tabak gibi, Rum mevzilerinin altında mahkum bir arazi halinde... Öyle bir an geldi ki mukavemete devam ümidi yok oldu. Birleşmiş Milletler ne yapacağımızı sordu, 'Rum ve Yunan zırhlı birlikleri süratle ilerlemektedirler, teslim olmaktan başka çare yok' dediler. Komutan Rıza Vuruşkan'la istişare ettikten sonra kararımızı veriyoruz: 'Sonuna kadar çarpışmak ve intihar etmek'. 'O zaman kadınlar ve çocukları alıp gidelim' dediler. 'Onlara sorunuz' dedik. Birleşmiş Milletler askeri kadınlara teklifini yaptı. Kadınlar hep bir ağızdan, 'Öleceksek birlikte ölürüz' cevabını verdiler. Birleşmiş Milletler askeri bu kahraman insanları selamlayarak 'Good luck' (bahtınız açık olsun) diyerek zırhlı araçlara binerek uzaklaştılar.'
ASKER ŞEHİT DÜŞTÜ Bir başka olayı ise şöyle anlatmıştı Denktaş: 'Sabahleyin kahvaltı yapacağım. Mehmet Salih, servis yapıyor, tam önüme bir şey koyacak, bahçeye havan topu düştü. 'Ah vuruldum' dedi adam. Yaralandı. Allah'tan kurtuldu. Orada olmasaydı, o mermi benim alnıma girecekti. İki tane Yunan uçağı geldi üzerimizden geçti. Çocuklar Türk uçağı zannederek ayağa kalktılar. Bağırıyoruz yatın diye. Ve daha etkili olabilmek için üç beş adım yerimden kalktım. Geri döndüğümde benim yerime başka bir genç oturmuştu. Ben onun yanına oturdum. Yunan uçağı mitralyözüyle ateş etti. O yanımdaki çocuk şehit oldu. Kader...' Sürgün yıllarında Denktaş, Ankara'da Dışişleri'ndeki Kıbrıs dairesinde çalıştı ve New York, Londra, Brüksel, Paris gibi merkezlerde konferanslar vererek baskı ve şiddeti tüm dünyaya duyurdu.
2. DENEMEDE YAKALANDI Denktaş vatan hasretine dayanamayarak, 1967'de yine gizlice adaya girmek istedi ancak bu kez yakalandı. Denktaş yakalanış hikayesini şöyle dile getirmişti: 'Üzerimize gelen bir arama gemisi... Biz askeri gemi gördük zannıyla karaya çıkmak zorunda kaldık. Ormana daldık. Orman bekçisi bizi gördü. Yanımıza geldi. Elinde tabanca. Arkadaşlardan Erol'u yoklamaya çalışırken, bende bir tabanca vardı. O zaman çektim, eller yukarı deyince, adam bir tavşan gibi fırladı kaçtı. 'Çavuş buradadırlar' diye bağırarak bir yere gitti. Bir süre sonra cipler dolusu asker geldi, etrafımızı sardı. Yapmamız gereken mağaradan çıkmaktı. Aksi takdirde vururlardı. Çıktık, 'buradayız' diye seslendik. Silahı çalılıkların içerisine saklamıştım. Halk toplanmaya başladı. Bir tanesi beni tanıdı.
'BEN DENKTAŞ' DEDİM Tanıyınca oradaki askere 'Komutanı görmek isterim' dedim. Çünkü linç de edebilirler bizi. Aldı beni içeriye. Dedim ki; 'Ben yanlış bir isim verdim. Çocuklarınız çok heyecanlıydı. Ben Rauf Denktaş'ım' dedim. 'Ne...?' dedi. 'Emin misin' dedi. 'Öyleyim, Rauf Denktaş'ım' dedim. 'Niye geldin' dedi. 'Kapıdan koymadınız, pencereden gelmeye mecbur oldum' dedim, 'evime geldim'. 7 tane Yunan subayı, oturdu. 'Niçin geldin'. Biri bitirdi, öteki. Bu üç gün devam etti. Üçüncü gün Klerides'le Yorganis ziyarete geldi. Meğer, sonra bana Klerides söylüyor. 'Seni öldüreceklerinden korktuk, başımızı belaya sokacaktın. Biz, onun için hükümetin işidir diye seni Yunanlılardan almak istiyoruz...' Üçüncü gün istihbaratı bitirdiler. Klerides başardı, bizi hapishaneye aldılar. 10-15 gün de orada kaldık. Nümayişler oluyor, hem Kıbrıs'ta hem Türkiye'de Denktaş'ı serbest bırakın diye. Birleşmiş Milletler, Türkiye araya girdi. Geriye baktığımızda şimdi, zaten yola çıktığında artık bir ip kopuyor. Eşime bir mektup bıraktım. Bir şey olursa, bunu lütfen Demirel'e götür diye... Evlatlar sana emanettir, diyerek yola çıktık, sonumuz bu oldu, kabilinden bir mektup bırakmıştım.'
SORGU SÜRECİ Denktaş, Glafkos Klerides'in kendisine yönelik sorgu süreciyle ilgili de anılarında şöyle yazmıştı: 'Klerides, sorgu yargıcı pozisyonundan bir adım öne gitmedi. Rum basını kendisini, 'Rudolf Hess rolünde olan Denktaş'la gizli bir anlaşma yapmak ve ENOSİS'i bertaraf etmek' gayretkeşliği ile suçladı. Bizdeki insafsızlar da Ada'ya gelişimi, 'Klerides'le anlaşarak, kahraman olmak için tertip edilmiş bir senaryo' olarak takdim edebildiler...'
SORGU SÜRECİ Klerides ise sorgulama olayını şöyle anlatmıştı: 'Bakanlar Kurulu'ndaydık. Bir asker gelerek Grivas'a bir kağıt verdi. Beş dakika sonra bir polis gelerek Makarios'a bir kağıt verdi. Böylelikle senin Karpaz'da yakalandığını öğrendik. Kiprianu (Rum yönetimi eski Cumhurbaşkanı) ile Papandopulos 'Derhal öldürülmeli' dediler. Bu şekilde Kıbrıs'a gelmen için bir neden olmalıydı. Makarios, 'Madem tanıyanlar olmuş, getirin ve sorgulayın' emrini verdi. Onu görmeye gittim. Hilton Oteli'nin karşısında şimdi karakol olan bir yer var, orada tutuluyordu. Çok eskiden de orası akıl hastanesiydi. Onu görünce şakayla karışık 'Burada ne işin var Rauf' dedim. Çünkü söylediğim gibi orası eskiden akıl hastanesiydi. Rauf ise 'Siz koydunuz buraya' dedi.'
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 20 Ocak 2012, 19:05:16 Gönderen: ATO »
|
Kayıtlı
|
|
|
| 20 Ocak 2012, 19:04:51 |
|
|
 |
|
|
Bir saatlik fark ecel terleri döktürdü
Rauf Denktaş, anılarında Kıbrıs Barış Harekatı sürecini heyecanla anlatır ve o geceyi en korktuğu an olarak tanımlardı. İşte onun ağzından o dakikalar: Subaylara kalkın dedim Türk müdahalesi var. Kalktılar, saat farkı nedeniyle bir saat ecel teri döktüm RAUF Denktaş'ın adaya girişi 1968'e kadar yasaktı. Yasağın kalkmasının hemen ardından döndü. 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na yeniden seçildi. Müzakere sürecinde, Kıbrıslı Türklerin temsilcisi olarak başladığı göreve 1973'ten sonra toplum lideri olarak devam etti. 1973'te Kıbrıs Türk yönetim başkanlığına seçilerek, 'Kıbrıs Türk toplumunun lideri' sıfatını, Doktor Fazıl Küçük'ten resmen devraldı. 1974 ise Ada'nın tarihindeki bir başka dönüm noktası oldu. Yunanistan'daki albaylar cuntasının EOKA-B aracılığıyla Makarios'a karşı yaptığı darbeyi, Türkiye 'Barış Harekatı' adını verdiği askeri müdahaleyle yanıtladı.
EN KORKTUĞUM AN Rauf Denktaş, barış harekatı gününü ise şu şekilde anlatmıştı: Asaf Bey bizim evden geçmiş. Beni sormuş. İçeride yok demişler. Akşama arayabilir demiş. Ben bundan bir şey çıkartmadım. Akşamüstü beni aradı. Gittim, küçücük bir ince kağıdın üstünden, işte beklediğin oldu dedi. Büyük heyecan, büyük sevinç, büyük olay, öpüştük... Orada bayraklar da var. Dedi ki, yarın saat 5'te gelecekler. Saat 10'dan önce kimsenin bilmemesi lazım. Sen saat 5'te açıklama yaparak, halka duyuracaksın. Ve hazırlanmaya başladık. Bende Avusturyalı irtibat subayı vardı. Bizimle kalıyordu. Çocukla, Aydın tatile gitmişlerdi, 10-15 gün önce. İki subay burada kalıyor, o gece onlara ben, çok güzel şarap verdim, 'hadi siz yatın' dedim. Gittiler yattılar. Saat 4'te uyandırdım. 'Kalk', dedim, 'ne var', dedi. 'Müdahale var', dedim. 'Ne müdahalesi' dedi. 'Türk müdahalesi', dedim. O merdivenleri o adam pantolonları giyerek indi. Hala nasıl düşüp kafasını, boynunu kırmadı, şaşarım. Telefonu çeviriyor, ses yok. Karargaha haber vereyim, diye... Telleri kestik, dedim. Bir anons yapıldı, ses seda yok. Bir şey yok. Saat farkımız varmış. O zaman saatiyle 1 saat fark. Bir saat ecel teri döktüm. Hayatımda en korktuğun an nedir deseler o andır. Bir daha o günleri yaşamak istemiyoruz. Ne Rum ölsün, ne Türk ölsün.' Denktaş, her şeye karşın, uzlaşmacı tavrı ile hep öne çıktı. 1975'te kendisini daha önce vatan hainliği gerekçesiyle sorgulayan Kleridis ile de masaya oturdu ve yaptığı anlaşma ile 11 yıl Rum zulmünde yaşayan 65 Bin Türk'ün Kuzey'e ve Kuzey'deki Rumların da Güney'e nakillerini sağladı. 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde de 'Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanlığı'na seçildi. Ulusal Birlik Partisi'ni kurdu, 1981'de ikinci kez 'Devlet Başkanlığı''na seçildi. Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi, 15 Kasım 1983'te self-determinasyon hakkını kullanarak oybirliği ile aldığı bir kararla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilan etti. KKTC'nin kuruluş bildirgesini Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş okudu. Denktaş 1985 yılında Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından 1990, 1995 ve 2000'deki seçimlerde de Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı zamanda, Kıbrıs Türk Halkı adına Rum Kesimi ile barış müzakerelerini de sürdürdü. Rauf Denktaş, Kıbrıs davasını yürüttüğü süre boyunca, 5 BM Genel Sekreteri, 5 Rum lider, 6 Türkiye Cumhurbaşkanı ve 13 Başbakanı ile çalıştı. Türk hükümetleri, 2002 yılına kadar Rauf Denktaş'a tam destek verirken, AK Parti'nin hükümete gelmesiyle birlikte, Ankara'nın Kıbrıs sürecine bakışı değişti. Adada sorunun bir an önce çözülmesini isteyen Türk yetkililer ile Denktaş arasında zaman zaman basın üzerinden polemikler de yürüdü. Özellikle Annan Planı sürecinde, Başbakan'la birbirlerine çeşitli mesajlar verdi. Diyalog sürecinin ardından, Rauf Denktaş ilk önce Rum Kesimi ile yaptığı müzakerecilik görevini, daha sonra da, 17 Nisan 2005'te yapılan seçimlerinde aday olmayarak Cumhurbaşkanlığı görevini Mehmet Ali Talat'a devretti.
7 AY MÜCADELE ETTİ 24 Mayıs 2011'de pıhtı atması sonucu beyin ana damarında tıkanıklık olan ve YDÜ Hastanesi'nde ameliyat edilen Denktaş, 7 Temmuz 2011'de hastaneden taburcu edilmesinin ardından 8 Temmuz'da Ankara'ya gitti.Türkiye Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavisine devam edilen Denktaş, 25 Ağustos 2011'de beyinle kafatası arasında biriken kanın alınması için Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde yeniden ameliyat edildi. 30 Ağustos'ta Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ambulans uçağı ile KKTC'ye getirilerek tekrar YDÜ Hastanesi'nde tedavi altına alınan Denktaş, beyin ve kafatası arasında sıvı birikimi nedeniyle 5 Eylül 2011'de üçüncü kez ameliyata alındı. 29 Ekim 2011'de tedavi gördüğü Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nden taburcu edilen Denktaş, Lefkoşa Büyükelçiliği'nin kurduğu donanım sayesinde tedavisine Yılanadası'ndaki evinde devam etti. Yaklaşık 7 aylık sağlık sorunlarının ardından 15 Aralık 2011'de evinden çıkarak Lefkoşa'da gezinti yapan. Kurucu Denktaş, son olarak 9 Ocak'ta vücudunda meydana gelen su kaybına bağlı yorgunluk belirtileri nedeniyle tekrar Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılmıştı. -BİTTİ-
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 20 Ocak 2012, 19:12:35 Gönderen: ATO »
|
Kayıtlı
|
|
|
| 21 Ocak 2012, 19:49:28 |
|
|
 |
|
|
Çocukluğumda O'nu heybetli dev gibi bir adam olarak hayal ederdim. Oğlu Serdar Denktaş ile Ankara'da aynı ilkokuldaydık. Nenehatun Caddesi'nde küçük ve mütevazı bir apartman dairesinde otururlardı. 1967 Yılı'nda gizlice adaya girmek isterken Rumlar tarafından yakalanıp tutuklanmıştı. Hayati tehlikesi vardı.
Serdar'a, üzüntülü gözlerle bakar, babası ölümle burun buruna olan bir çocuğun hangi duygular içinde olduğunu hep merak ederdim. Sonra kendisini tanıdım. Ufak tefek, üstelik göbekli bir adamdı. Ama, çocukluğumdaki algı hiç değişmedi. Rauf Denktaş, dünyada eşi ve emsali zor bulunacak bir devdi! Dava, devlet ve halk adamıydı. Doğa ve hayvan sevgisi ile dolu bir insanlık anıtıydı. Üstelik gerçek bir demokrattı.
O, ömrünü Kıbrıs'a ve Kıbrıs Türkü'ne adadı. Ama hak ettiği karşılığı alamadı! Annan Planı'nın tartışıldığı dönemde Avrupa'dan Denktaş karşıtlarına para yağdı. Kıbrıs Ticaret Odası'na, bir kalemde 750 bin Euro para verildi. Bunun karşılığında da Denktaş'a sövmeleri istendi.
O günlerde eski AB Büyükelçisi Karen Foog, Ankara'dan ayrılmadan önce İstanbul'da bir toplantıya katıldı. Çevresindekileri süzdü. Baktı ki, hepsi dilediği gibi yönlendirdiği isimler. Pervasızca konuşmaya başladı: - Kıbrıs Halkı'nı Denktaş'a karşı ayaklandıralım. Bedelini de ödeyeceklerini söyledi: - Biz de size destek verelim. Ancak, bir hata yaptı. Çünkü, o toplantıda TV 8'in Lefkoşa Temsilcisi Mete Tümerkan da vardı. Tümerkan, Karen Fogg'un, planlarını deşifre etti. Buna rağmen, geri adım atmadılar. Hiç sıkılmadan Avrupa'dan parayı aldılar. Karşılığında da utanmadan Denktaş'a acımasızca saldırdılar. Kıbrıs'ta mitingler düzenlendi...
O mitinglerde tek bir Türk Bayrağı bile taşınmadı. Hepsi, ellerindeki AB Bayrakları'nı sallıyorlardı. Bülent Ecevit'e ağza alınmayacak sözler söylediler. Rauf Denktaş'a alabildiğine küfrettiler. Oysa, Denktaş hayatını onlar için mücadeleye adamış bir isimdi. Ecevit de Başbakanlığı döneminde Kıbrıs Barış Harekâtı ile onların ana ve babalarını kurtarmıştı. Ada'da soykırıma uğramalarını ve Rumlara köle olarak yaşamalarını önlemişti. Denktaş ve Ecevit'in gösterdiği çabaların ödülü bu oldu! O gösterilerde Türk Ordusu da yerden yere vuruldu. Ellerde, "Kıbrıs'ta işgale son" pankartları taşındı. Oysa, Türk askeri onların rahat yaşamaları için kanını dökmüştü. Onları, Rum çetelerin elinden kurtarmıştı. Yetmemiş, yıllarca ırzlarına, namuslarına, canlarına ve mallarına bekçilik etmişti. Ödülü yine nankörlük oldu! Rauf Denktaş, Türkiye'den de destek gören bu alçaklık karşısında kale gibi durdu.
Kendisinden dinlemiştik. ABD Büyükelçisi 1999'da Ada'dan ayrılırken, Denktaş'a aynen şunları söylemişti: -Şu anda elimizde 2.800 kişilik bir liste var. Bu sayı, 12.000'e ulaştığında Kıbrıs meselesi çözülmüş olur. Bunlar hainler listesiydi! Yılarca batıya taşındılar. Ceplerine paralar konuldu, sırtları sıvazlandı. KKTC, Denktaş ve Türkiye'ye düşman edilmeleri için elden gelen yapıldı. Bu isimlerinin çoğu "Kıbrıslı Dergisi"nde yayınlandı. İlginçtir, hiç biri itiraz etmedi. Aralarından "Hayır, bizi yönlendiren olmadı" diyen de çıkmadı. İşte Denktaş, bunlarla birlikte Türkiye'deki işbirlikçileri ile de uğraştı. Canını, ırzını, namusunu ve malını kurtardığı insanlar, kendisini arkadan hançerledi. Denktaş, onlara da sahip çıktı. Onların da hak ve hukukunu korudu. Son nefesine kadar doğruları anlatmaya çalıştı. O büyük insan dün toprağa verildi. Ada, tarihi boyunca böyle bir cenaze töreni görmedi. İlginçtir, kendisine sövenlerle, yok etmeye çalışanlar da oradaydı. Utanmadan naşının önünde saf tuttular. Denktaş, yine büyüklüğünü gösterdi!
EMİN PAZARCI
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Etiket:
Google Words: Kod adı Toros Dosyası, Kod adı Toros Downloand ,
Kod adı Toros Resimleri, Kod adı Toros Hikayeleri , Kod adı Toros Haberleri , Kod adı Toros İndir , Kod adı Toros Yükle ,
Kod adı Toros Videosu , Kod adı Toros Arşivi , Kod adı Toros Şiiri , Kod adı Toros Sözleri , Kod adı Toros Nickleri , Kod adı Toros Yazıları ,
|
|
Dost Siteler -Link Değişimi |
| Yasal Uyarı |
|
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır. Bu konular zaman zaman yönetim tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular yer alabilir. Bu tür konuları bize reis@ulkucutavir.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
- Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to reis@ulkucutavir.com
|
Yükleniyor...
| | | | | | |