30 Eylül 2014, 21:52:19

Gönderen Konu: Ali Bin Abbas (Ali Bin Abbas kimdir? / Ali Bin Abbas hakkında)  (Okunma sayısı 3075 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • *


--------------------------------------------------------------------------------

Hayati hakkında fazla bilgiye sâhip olmadığımız bu Müslüman doktor, İranlıdır. Bati´da Haly Abbas adıyla şöhret buldu. Onu en çok üne kavuşturan eseri; "El-Kitab-ül Melikî" adli eseri oldu.

Ali bin Abbas´in adi, Ibni Sîna(980-1037),er-Râzi(864-925), Ibni Zuhr(1091-1162) Ebû-l Kâsım(936-1013) gibi Müslüman doktorların adıyla birlikte anılır.Bu doktorlar asırlarca Avrupalılara doktorluk öğrettiler. Eserleri ellerden düşürülmedi. Ders kitabi olarak tip Fakültelerinde okutuldu. Ali bin Abbas, her şeyden önce iyi bir cerrahi (operatör). Zamanına göre en zor ameliyatları başarıyla gerçekleştirdi. Ve bu konuda hâla değerini koruyan eserler verdi.
Uzun yıllar İslâm âleminde cerrahî doktor adaylarına ilk sorulan sorulardan biri, Ali Abbas´in anatomisiyle cerrâhisi idi.Onun kitabini bilmeyen cerrah olamazdı. Bilhassa kirik-çıkık tedavisi, tas, bademcik ve katarakt ameliyatı, çıbanların yarılması, tiraphane etmek, bir uzvun kesilmesi. Onun kitabından sorulan sorulardan sadece bir kısmıydı.

Ancak cerrâh adayı bu soruları güzel bir şekilde cevaplandırabilirse kendisine içinde aşağıdaki yazılar bulunan bir diploma verilirdi:

"Allah´in yardımıyla biz onu, cerrahlıkta bildiği şeyleri icraya, kendi isinde basarili ve hayırlı olmaya mezun kılmak istiyoruz. Böylece o, iyileştirinceye kadar yara tedavî edebilir, kan alabilir, emoroit kesebilir, diş çekebilir, sünnet yapabilir. Yalnız o, bundan sonra üstleriyle, bilgi ve tecrübeli öğretmenlerine danışmayı ihmal etmeyecektir."

Ali bin Abbas kendisinden önce yasayan Hipokrat(M.Ö 460-377),Galen(M.S.131-201) ve Oribasios(325-403) gibi meşhur doktorları tenkit etmekle kalmadı, bir çok yanlışlarını da tespit etti. meşhur eseri yazmasının Sebenlerinden en önemlisi zâten buydu.

TIP İLMİNE YAPTIĞI HİZMETLER
"İlim Mü´minin kaybolmuş malidir.Onu nerede bulursa alır" buyurur Peygamberimiz. İslâm âlimlerine bu hadîsi-şerif büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Müslümanlar, "bu gâvur icadıdır, bunu düşmanlar keşfetmiştir.Ne lüzûmu var" gibi bir düşünceye kapılmadan, faydalı olan her ilmi alma yoluna gitmişlerdir. İste Ali bin Abbas da, Yunan tıbbını inceleyen, onun hata ve noksanlarını düzelten onun İslâm tıbbıyla birleştiren İslâm bilginlerinden biridir. O, yunanlıların hiç bilmediği sahalarda önemli kesifler yaptı. Tıbbın yükselmesine büyük katkıda bulundu. Tecrübelerini ve deneylerini birleştirip, kıymetli bir kitap vücuda getirdi. Kitabında yazdıkları bizzât kendi müşahede , tetkik ve deneyleriydi.

Kılcal kan damarları sistemini ilk defa Ali bin Abbas ortay attı. Bu konuda sağlam ve tutarlı görüşler ileri sürdü. Hipokrat ve ondan sonrakiler, çocuğun kendi hareketleriyle ana rahminden dünyaya geldiğini kabul ederlerdi. Ali bin Abbas bu görüsü kökünden yıktı. Doğum olayının bebeğin hareketleriyle değil, rahimdeki adalelerin kasılıp gerilmesiyle gerçekleştiğini keşfetti.

1000 SENE ÖNCEKİ KANSER AMELİYATI
Ali bin Abbas´in, onuncu yüzyılda alt karin kanserleri hakkında yazılar kaleme aldığını, hatta kanser ameliyatları yaptığını çokları bilmez. Kanser ameliyatları hakkındaki su görüşleri oldukça enteresandır:

"Doktorlar bu hususta nadiren yardımda bulunabilir. Tümörün organdan tamamen ayrılmasına çalışılmalı, köklerinden geride bir şey kalmaması için tümörden muayyen bir mesâfe uzaklaşacak şekilde etrafı kesilmeli ve temizlenmelidir."

Kanser ameliyatı bugün de ayni şekilde yapılmaktadır. Ali bin Abbas, bugün olduğu gibi, ameliyât esnasında yanında asistanlar bulundururdu. Yardımcı asistanlardan biri haşhaş , banotu ve vik sürülmüş markos süngerini ıslatıp hastanın burnu önünde tutarken (narkoz) bir diğeri hastanın nabzını kontrol eder, üçüncüsü de müdahalede bulunurdu. Operasyon ne geniş, ne de derin olur, bunun için azâmî titizlik gösterilir, bir asistan da kancalarla deriyi geriye çekerdi.
Ali bin Abbas ,ameliyatı öğrencilerine söyle öğretirdi:

"Simdi tümörü, sardığı dokudan ayırabilmek için yavaşça ve itinayla kes. Herhangi bir damarın yaralanmasına ve sinirin kesilmemesine dikkat et. Operasyon bir damara rastlarsa, kanamanın ameliyat sahasını kaplamaması için, damarı dikkatle bağla. Kendini doğru ve tam bir itinayla çalışmaya ver. Tümörü kesip alınca, küçük bazı kısımların içeride kalıp kalmadığını araştırmak için, parmağını içeriye sok ve yokla. Böyle bir hal varsa onları dikkatle bertaraf et. Bütün tümör çıkarılınca, fazla deriyi kesip kısaltmak suretiyle birbirlerine ekle ve uygun hale getirdikten sonra, dikişi yap."

Bugünkü ameliyatlara tıpatıp uyan bu tarif, unutmayalım ki bundan bin yıl kadar öncesinde aittir. Yazık ki, asırlar önce böylesine ameliyatları gerçekleştiren ünlü İslâm bilginini bizden çok Avrupa tanıyor. Bu tarif de bize açıkça gösteriyor ki, Müslüman doktorlar diğer ilimlerde olduğu gibi
tıpta da Avrupa´ya örnek ve önder olmuşlardır.

EN MEŞHUR ESERİ-KITÂB-ÜL MELİKÎ
Ali bin Abbas´i şöhrete kavuşturan başlıca eseri "Kitab-ül Melikî" adli eseri oldu. Dr. Sigrid Huke´in ifadesiyle

"Bu kitap dünya tabebitine (tıbbına) hediye edilen, o zamana kadar esine rastlanmayan bir eserdi. "

Eserin en önemli özelliği o zamana kadarki bütün millet ve cağların tip bilgisini islemesi, bunlar mantıkî bir şekilde düzenlemiş olmasıydı. Eskiler asla böylesine bir kitaba sâhip olamamışlardı. Ibni Sîna'nın Kanunu çıkıncaya kadar el üstünde tutulan bu kitabini Ali bin Abbas, Büveyhi hükümdarı Adudüd Devle Fenne Hüsrev(949-983) adına telif etti. Bati´da Liber Regius adıyla şöhret bulan bu Kitab-ül Melikî veya Sultanî Kitab´in diğer bir adi da "Kâmil-üs Sinaat-it Tıbbiye" yani "Tıp ilim ve san´atini içine alan hazine" idi. Kitab-ül Melikî, er-Razî´nin dev eseri el-Hâvî´den daha özlüdür. En mükemmel bölümlerini perhizler(dietler) ve tıptaki tedavî maddelerine âit bölümleri teşkil etmekte. Tek kelimeyle o çok iyi ve dolgun bir ansiklopedi hükmündedir. Kitap tıbbın gerek teori ve gerekse tatbikatından bahseder. Yunan ve İslâm tip eserlerinin kritiğini içine alan başlangıç kısmı eserin en enteresan taraflarından birini teşkil eder.


"SULTAN KİTAP"
Bugün için bile hayranlığa layık, gerçekten ismi gibi "Sultan" kitabin yazıldığı cağa ve yazılış sebebine bir göz atalım:
Onuncu yüzyılın sonlarına doğru, büyük bilgin Gerbert d´Aurillac(945-1003) sırf şahsi ve hoş vakit geçirmek için teorik tıpla uğraşırdı. Ayni yılların İslâm dünyasında ise tip ilmi alabildiğine gelişmiş ve birçok hastalıkların tedâvisi yapılmaya başlanmıştı.

Avrupa, hastalığa müdahaleyi, tedâviyi bir suç cinayet sayarken, Müslümanlar, büyük bir insânî vazife olarak görürlerdi. Hastaneler dünyada esi bulunmayacak derecede mükemmeldi.Doktorlar hastanelerde çalışabilmek için zaman zaman devlet imtihanına tabi tutulurlardı. Fakat hekim ve çıraklarının elinde islerine yarayabilecek doğru-dürüst kitaplar yoktu. Öğrencilerin geniş bilgi edinebilecekleri tıbbî kaynaklar mevcut değildi.Kaynak olarak eski Yunanlılardan kalma tek-tük kitaplar vardı. İste tam bu devrede Gerbert d´Arillac´in çağdaşı olan Adud´üd Devle´nin özel doktoru Ali bin Abbas, elde bulunan bütün tip edebiyatını incelemeye başladı. onları inceden inceye eleştirdi. Ali bin Abbas, eski ve yeni hekimlerin eserleri arasında, tip san´atini öğrenebilmek için gerekli olan her şeyi içinde toplayan tek bir kitap bulamadığını söylüyor, tenkitlerini bu şekilde dile getiriyordu

Bayrakları Bayrak yapan üstündeki ''KANDIR...''Toprak eğer uğrunda ölen varsa 'VATANDIR'.


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter