Ülkücü Tavir
10 Şubat 2012, 09:00:56 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 


* Ülkücü Tavir - Reklam Alanı
Ülkücü Tavır Reklam Ülkücü Tavır Reklam

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 223 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU  (Okunma Sayısı 223 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
09 Aralık 2009, 14:06:01
Cem

Süper Admin

*


Üye No : 1

Yaş : 35

Nerden : istanbul

Konu  : 10364

Mesaj : 10750

Teşekkür Sayısı: 626
YA DEVLET ÜLKÜCÜ OLACAK YA ÜLKÜCÜLER DEVLET OLACAK
reis@ulkucutavir.com cem@mhpkurtkoy.com Site E-Posta
Çevrimiçi

  Dikkat edin lütfen! .. Bu bir NBC taarruzu, yani biyolojik-kimyasal savaş ..

            Aynı zamanda sosyometrik unsurlarıyla tam bir Asimetrik saldırı.

            Ülkemizde bundan önce kene taarruzu vardı. Aniden tebahur ettiler. (buharlaşıp oldular) Ondan önce, Kuş (Tavuk) yok gribi ... Milyonlarca garip, masum ve müsemma hayvan ateşe atılarak veya fırında yakılarak, hunharca katliamlarla telef ve itlâf edildi.

            Oysa Anadolu kenesi (böğlek) öldürücü değildir. Katil Keneler, ya uçaktan atılma veya icerde üretilip sahradan dağıtılmadır. Sonuçta hedef seçilen insanlar en değerli milli varlığımız; Kuş, tavuk, koyun, inek vs gibi hayvanlarımız ise milli servetlerimizdi ..

Hükümetlerin, Polis ve MİT dahil sorumlu Kurumların gözü önünde, düşmanca ve alçakça yok edildiler! ..  Zamanla anlaşıldı ve açığa çıktı ki, bazı hükümetler işbirlikçi idiler. Aleni veya gizli İştirak suçundan Başbakan ve bakanlar Yüce divan'da yargılandı.

            Daha da Önceleri; Asya, Çin, Japon Gribi, hortumculuk, banka-banker ve döviz zedelik vardı. Mafya-medya-siyaset-müteahhit İştiraki sayesinde bu darı, depremzede de safra oldu. Sahte bunalım ve buhranlar, sanal kaos ve yapay Krizler, gerçek kerizler tarafından "SOYGUN-* vurgun" amacýyla tezgâhlanırken, fakir-fukara, garip-guraba takımı, hep yolunan kaz ve soyulan taraf oldu. Yıllar boyu ıstırap, dert ve sıkıntılarla boğuştu ve koyun koyuna yaşadı bu millet ..

Ama gerçek şu ki; bir türlü yakamızı bırakmadı bu MeLaNeT ve illet ... 

            Ya şimdi. "Grip veya Asrın Soygunu ... (*)

Domuz gribi arkasındaki ekonomik çıkarlar neler?

Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor, halbuki basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor!

Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor, halbuki 23 sentlik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Kızamık ve zatüreden her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir.

Gazeteler bunlardan da bahsetmiyor! Bundan 10 önce kuş gribi çıktığında gazeteler bizi bilgiye boğdu "bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli dünyayı tehdit eden Salgın yıl yaklaşık!" Gazeteler sadece tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu.

Buna rağmen de 25 milyon insan kaybı 10 sene toplam. Yani 2,5 milyon senede.

Normal grip senede yarım milyon alıyor olabilir. 25'E karşı Yarım milyon!

Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi? Çünkü bu tavukların arkasında bir "horoz" vardı, Büyük ibikli bir horoz: Uluslararası Roche ilaç grubu .... Bu şirket Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche, milyarlarca dolar kar etti. Bugün de domuz gribi psikozu başlatıldı.

Tüm dünya Medyası sadece bundan bahsediyor.

Kuzey Amerika da Gilead Sciences şirketi Tamiflu ilacının patent sahibi.

Bu işletmenin en büyük hissedarıysa Donald Rumsfeld: George W. Bush dönemi savunma Bakanı ile veda etti, Irak savaşının stratejisti ... Gerçek "Pandemie" (dünyayı etkileyen büyük Salgın), çıkar salgınıdır, Sağlık (ilâh, İlaç ve silah ticareti) lejyonların çıkarları.

Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa (pandemi İMKB) dünya sağlık örgütü bu hastalıktan bu kadar tedirgin oluyorsa neden bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı aynı ilacın jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor Roche'un ve haklarının iptalini isteyip onun yerine Ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyor? "

Lütfen bu Makaleyi mümkün olduğu kadar çok insanın okumasını sağlayınız.

Herkes bu büyük salgının arkasındaki "dolandırıcılık" gerçeğini Görsün.

Çünkü Akredite medya (Kartel) sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor.

(Kaynak: 1. Dr Nazan Önoğlu, 2. Dr Carlos Alberto Morales, mns: Anayurt, 29.11.2009)


Baş-Bakan CEVAP VERSİN

Önce bir hatırlatma: 2009 yılında SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları ilk 6 ay için% 3,84 ve ikinci 6 ay% 1,83 oranında ARTTIRILDI. Böylece kümülâtif yıllık zam oranı% 5,74 'de kaldı. Yani, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine diğer kesimlerden% 3 oranında daha az, Haksız, Adaletsiz, yolsuz ve usulsüz bir zam yapıldı.

            İşçi (SSK) ve Bağ-Kur emeklilerine gelince neden aynı hakkaniyet, adalet, hukuk ve eşitlik gözetilmedi? Neden Adaletsiz bir tablonun oluşmasına göz yumuldu? Anlamak ve açıklamak mümkün olmadı! .. Oysa bu hesap yanlış, Haksız ve adaletsizdi. Bütün ikaz, itiraz ve şikâyetlere rağmen haksızlık, yolsuzluktan ve adaletsizlikten dönülmedi.  Şimdi yetkililerden bu yanlışı ortadan kaldıracak bir adım atmaları bekleniyor ve isteniyor.

            NİHAYET BİR "SORU" ÖNERGESİ

            Bu haksızlık, adaletsizlik, maddi baskı ve zulüm şiddetle sürerken, nihayet Demokratik Sol Parti (DSP) İstanbul Millet-Vekili Süleyman Yağız, 18 Kasım 2009 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na "çok önemli" bir soru önergesi verdi ve bu mağdur kitlenin hakkı ve hukuku konusunda sorular sordu.

Kritik Hatırlatmalar yaptı "alternatif çare ve acil çözüm öneriler de içeren" bu önergesinin en kısa sürede cevaplandırılmasını istedi ... Gerçekte bu Başvuru ve istem bir dikkat çekmedir., Fevkalade ihmal edilmiş bir kitle ve konuda "ACİL" Hatırlatma! ..

            "Soru Önergesi" aynen şöyle: TBMM Başkanlığı'na, Ankara

            Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım. Saygılarımla. 18 Kasım 2009

            Süleyman Yağız, DSP İstanbul Milletvekili

"Her kesim gibi emekliler de insanca yaşama talebinde bulunmaktadırlar.

Bu amaçla yıllardır sorunlarına çözüm aramaktadırlar. Ama buna karşın özellikle son yedi yıllık süre içinde yaşamlarının en sıkıntılı dönemini yaşamaktadırlar. O kadar ki, emeklilerin içinde bulundukları bu durum, onları Açlık Grevi yapma noktasına kadar götürmüştür. Bu bağlamda ve emeklilerin istekleri doğrultusunda şu soruları yöneltme gereksinmesini duydum: (sorular şöyle)

1 --     Emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi için intibak yasasının çıkarılması konusunda hükümetinizin bir çalışması var mıdır?

2 --     Emekli sendikalarının taraf alınacağı Statü Yasası çıkarılacak mıdır?

3 --     Emeklilerin TÜFE ve KEY alacakları ne zaman ödenecektir?

4 --     2.010 M. Yönetim Bütçe Kanunu'nda daha verilecek midir ödeme emeklilere fazla?

5 --     Emeklilerin "Yılda 2 Ikramiye" ve "kış aylarında Yakacak yardımı" talepleri karşılanacak mıdır?

6 --     Emeklilere yaşadıkları kentlerde ve şehirlerarası ulaşım araçlarında indirimli seyahat etme olanağı sağlanacak mıdır?

7 --     Özetle emekliler için de bir "Açılım" yapılacak mıdır? "

            Devletten Emekli, dul, yetim, malul ve ölüm Aylığı alanların sayısı; SSK'dan: 4 milyon 605 bin. BAĞ-KUR 'dan: 1 milyon 783 bin ve Emekli Sandığı'ndan 1 milyon 660 bin olmak üzere toplam:  8 milyon 048 bin kişi ..   

Ülkemizin en mağdur, malul ve haksızlıklara maruz kesimi; Başta SSK ve Bağ-Kur emeklileri olmak şartıyla, bu kesimin% 95'idir. O'nlar, devlet, millet ve yeni nesli bu günlere taşımalarına rağmen; Minnet ve Şükran duyulmak, insanca, hakça muamele görmek yerine, "insanlık dışı" bir mezalime mahkum olarak süründürülmektedirler.

Keza, yalnız yukarıdaki ana konularda değil; daha yüzlerce meselede mağdur, es ve evlâtlarına karşı mahçup, mustarip ve perişandırlar. Bakan'ların başı ve millet adına vekâlet iddia edenlere "insanlık namina" duyurulur.

            UNUTMAYIN: Meşruiyet, sadece adalet ve hikmet iledir.

**//***

DEVLETİ TESLİM ALMAYA CÜR'ET


Ilk önce bir hususu tespit ve hatırlatmakta zaruret var:

"Türkiye'nin Kürt sorunu var" demek ne kadar abes, anlamsýz ve kastı mahsus (düşmanca) bir yalansa; "Dersimi zulüm ve Katliam olarak nitelemek", o kadar hainlik, karşı zalimlik ve tarihi münkirliktir Devlete ...   

Bayramda başlayan ve bugüne kadar aralıksız yaşanan gelişmeleri mutlaka takip etmişsinizdir. Eli kanlı, esbabı (varlık sebebi) Kirli menfur Örgüt taraftarı, kanunen ceza ehliyetini haiz bulunmayan ve Reşit olmayan 15 yaş altı Partizan ve sempatizanlar, sözde kuruluş yıldönümlerini havai fişekler ve Molotof kokteylleri ile kutladılar. (!)

Ancak havai fişekler havaya değil, Türkiye Cumhuriyetine karşı atıldı.

Hedef Türk Polisiydi .. Türk askeri, jandarması, iyi vatandaşları ve TC Devleti ...

Bir taraftan, bebek katili menfur Eşkıya Basının Konforlu-pahalı istirahatgâhına odaklanan tartışmalar, diğer tarafta Anayasa Mahkemesi Raportörü'nün DTP mutlaka kapatılmalı raporu. Beri tarafta ise hâlâ devam eden kuruluş kalkışmaları (!)..

Dikkat edin lütfen ...

Bu kutlamalar öncelikle Mersin'de başladı.

ABD, AB + Ermenistan şeytan üçgeninin yardım-yataklığı ile Türkiye düşmanlığı ekseninde menfur Örgüt havai fişeklerini polis minibüsünde kullandı. Ardından, ciddi bir engelle karşılaşmadıklarını gören militan ve sempatizanlar; giderek artan bir coşku ile Siteler Karakoluna saldirdilar. Bu defa havai fişeklerle yetinmeyip, Molotof Kokteyli kullandılar. Millet, Devlet ve Hükümetin Karakolu yangın yerine döndü.

Hakkari ve Yüksekova'da da ihanet kuruluş kutlamalarını (!) Sürdürdü. Emniyet güçlerine taş ve sopalarla saldırıldı. Molotof kokteylleri atıldı; Halka ve Milli servete tasallut edildi. Bu guruba polis su ve göz yaşartıcı bomba kullanmak zorunda (!) Kaldı.

Ağrı'daki gösterilerde menfur Örgüt bir markete Molotof Kokteyli attı. İçerideki 20 kişi yanmaktan zor kurtuldu. Aynı Saki ve şeamet tarafından İstanbul'da Belediye otobüsüne atılan Molotof Kokteyli mağduru genç kız şimdi Komada. Vatan hainleri ve ihanet şebekeleri yüzünden ölüm-Kalim savaşı veriyor. Bilinen ve belli olan suçluları yakalatıp, aynı şekilde cezalandırmayan yetkili ve sorumlular kahrolsun. Haine af, atıfet ve müsamaha edenlerin Allah belâsını versin.   

Doğubeyazıt da kuruluş kutlamalarına (!) Katılan yerler arasında.

Hem de DTP, Kandil'den gelen Barış Elçilerini (!) Yanına alıp miting düzenledi.

Düzenlenen mitingde güvenlik güçlerine "barış" adına Molotof kokteylleri atıldı.

İzmir'de "şuursuz" coşku seline kapılan sürülerden nasip alan illerimizden ...

Karşıyaka'da belediye otobüsüne, içinde insan olduğuna bakılmaksızın "insanlık düşmanı yaratıklarca" Molotof Kokteyli atıldı. Yolcular canlarını zor kurtardılar.

Adana'da Molotof kokteylinin yanı sıra havai fişekler de sahnedeydi.

ATEŞLER yakıldı.

Birkaç yıl sonra, Tıpkı Irak'ta milyonlarca masum-müsemma insanın katledilmesine göz yuman Obama gibi, domuzlarca Nobel Barış Elçisi seçilmesi beklenir Eşkıya başı, bebek katilinin posterleri eşliğinde-Devlete hükümete kafa tutuldu.

Bir ay kadar evvel İzmir'i "FAŞİST şehir" olarak tanımlayan DTP'li Ahmet Türk; yukarda anilan yerlerde siyasi uzantısı oldukları, yataklık ve yandaşlık yapan, Devlete-hükümete karşı gelen, Alış-veriş yapanından, kutsal bayram ziyaretine giden suç örgütüne yardım düzenlemek otobüs yolcusuna kadar yaklaşık 50 Masum-müsemma kişinin hayatına kast edenler için nasıl bir tanımlama yapacak acaba? ..

Ayrıca nasıl oluyor da; Yargıtay Başkanını ve yargı mensuplarını henüz mahiyeti kesinleşmemiş bir Oluşum namina dinlerken; tüm dünyada, menfur bir terör ve tedhiş örgütü olduğu sabit PKK'ya; yardım, yataklık ve yandaşlık yaptıkları bilinen kişileri dinlenip bu eylemler başlamadan önce tedbir alınmıyor? Bunun sebebi bilinmeli! ..

            Söz konusu bölgede kelle Koltukta görev yapan Asayiş unsurları, asker, polis ve onların vefakâr aileleri Bilmeli ki; hükümet, menfur suç örgütünü bitirme konusunda en az onlar kadar azimli,  kararlı ve elinden geleni yapmak emelindedir.

Hainler bilsin ki; "Meydan boş değil"

            Hele bir tarihe BAJALIM! ..

            Daha önce, Türkiye ile ilgili ve Osmanlı'dan bu yana süregelen bir "Toplumsal Dönüşüm Projesi" açıklamıştım. Bu, her hangi bir resmiyeti olmayan ve tamamen Türk devleti'ni zaafa uğratıp, dolaylı yollarla ele geçirmek, halkını ve kaynaklarını sömürmek isteyen harici mihraklar tarafından, dahili işbirlikçilerle beraber yürütülen sinsi bir projedir. Projenin aslı, müsebbibin idamı ile sonuçlanan çok eski bir hikâyedir.

Anlatalım.

1820'lerde Fener Rum Patriği olan Papa V. (Çingene) Gregorius, dönemin Rus Çarı'na Türklerin yola getirilmesi ile ilgili bir mektup yazar. Mektuptan Padişah II. Mahmut haberdar olur. Diğer yıkıcı ve bölücü faaliyetleri nedeniyle zaten patriğin suç dosyası kabarıktır. Mektup da Deşifre olunca, malum Papa, patrikhanenin kapısında asılarak idam edilir. İşte o mektup:

"Türkleri, maddeten ezmek ve yenmek mümkün değildir. Çünkü Türkler çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefis sahibidirler.
Bu hasletleri de, dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, an'anelerinin kuvvetinden; Padişâhlarına, kumandanlarına ve büyüklerine olan itaat ve sadakatlerinden ileri gelmektedir.

Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar.

Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık, cesaret ve secâat (Yiğitlik, yüreklilik) duyguları 'da an'anelerine (ORF, adet ve geleneklerine) olan bağlılıklarından, Ahlak salâbetinden (sağlamlık ve yüksekliğinden) ileri gelmektedir.

Bu nedenle, Türklerde, evvela itaat ve sadakat duygusunu KIRMAK ve manevi bağlarını yok etmek, dini metanetlerini zaafa (zayıflık-kuvvetsizlik) uğratmak icabeder. Bunun da en kısa yolu, milli ve manevi ananelerine uymayan harici fikirler ve davranışlara onları alıştırmaktır.

Türkler, dış yardımı reddederler; Haysiyet duyguları buna manidir. Velev (hatta isterlerse) ki, geçici bir süre için Zahiri (görünen) kuvvet verse de, Türkleri mutlaka dış Yardıma alıştırmalıdır.

Maneviyatları sarsıldığı gün, Türkleri kendilerinden şeklen çok kudretli, kuvvetli, güçlü, kalabalık ve zahiren hakim kudretler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir.
Bu sebeple, Osmanlı devleti'ni tasfiye için mücerret olarak (yalnızca) meydanlarındaki ZAFERLER Kafi (yeterli arp) değildir, ve hatta sadece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyet ve vakarını () tahrik edeceğinden, hakikatlere nüfuz etmelerine de sebep olabilir ağırbaşlılığını.

Yapılacak olan, Türklere hiçbir şey hissettirmeden bünyelerindeki bu tahribatı, her ne Pahasına olursa olsun tamamlamaktır. "

Patrik nam Papa'nın mektubu; İznik Konsüllerinin aynı konuda aldıkları kararlar ile örtüşür ve yol gösterir mahiyettedir. Bu mektup, kendini Bizans'ın hamisi sayan ve SSCB'ne kadar Bizans bayrağını kullanan Çarlığa 'Projeyi' ilham eder bahusus. Proje, başta yakın akraba Fransa ve İngiltere olmak üzere bütün Batı'ya Açılış açılır ve anlatılır. Kısa sürede benimsenir ve uygulamaya konulur.

            Misak-ı Milli sınırlarının Tek Hakimi TC Devleti ve Türk milletidir! ...

**//***

TC'Yİ Değiştirme VE Dönüştürme TAHMİNLERİ (*)

  Bu bizim yıllardır ilgilendiğimiz bir konu.

            Türk milletini değiştirme ve dönüştürme projeleri ...

            Sonra, Türkiye Cumhuriyeti'ni bölme-parçalama ve "milli devlet" i ILGA! ..

            Kuvvetler ayrılığı ilkesini sonlandırma çabaları ve nihayet, aynı başlıklı bir proje çalışmamızda ifade ve itiraf etimiz gibi: (Bak: Kuvvetler ayrılığı İlkesi Hakkında, ANS)

"Ateizm ve Din TÜCCARLARI

Görünürde, olup-bitenler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni taciz ve huzursuz etmeyi görev sayan bilumum dönme, Devşirme, koza, Kripto ve sabataistler ile Türk Ateizm tüccarları ve tüccar dinciler arasında Cereyan eden bir RANT ve İKTİDAR kavgası. Bütün tarafların dayanagi ve Güç Kaynağı AB ve ABD olduğu için de bu mücadele çok çirkin geçmektedir.

AKLISELİM VE SAĞDUYU Sahipleri

            Bu tartışma Gerilim ve gergin geçen "Radikal" müzakere sürecinde "Akil insanlar" ve aklıselim SAĞDUYU sahipleri şöyle düşünüyor. Öncelikle, mutlaka: "parlamenterlerin Kürsü masumiyeti hariç tüm ayrıcalık, Fırat ve dokunulmazlıklar, memurin muhakemat kanunu dahil mutlaka ve derhal kaldırılmasını, acil hale gelen" seçimlerin temel hükümleri "ve" SİYASİ PARTİLER "kanunlarının" akıl, adalet, mantık ve kamu Vicdani "esas alınarak değiştirilmesini dile getiriliyor. Bu kesimin "olmazsa olmaz" tarzında üzerinde durdugu konu şu:

            Türkiye de bir "Hesaplaşma ve Yüzleşme"Zorunlu hale gelmiştir! ..

Fakat bu cenahı dinleyen de yok, yazıp-söylediklerine aldıran da ...

YASALARIN DEĞİL KAFALARIN DEĞİŞMESİ LAZIM!....

Şimdi biraz gerilere, bir-kaç yıl öncesine doğru gidelim ve "yasaların değil / kafaların" değişmesi gereğine dair, söz, Söylem, yorum ve yayınlara bakalım.

Daha bir yıl önce ülkede en çok tartışılan konu; Erkler, yani kuvvetler ayrılığı Prensibi idi. Daha o zaman güçler savaşı başlamamıştı.

Bu önemde Türkiye'de müthiş bir duyarsızlık, sorumsuzluk, kaygısızlık ve daha da vahimi; Muhtemelen kasıtlı ve art niyetli bir entelektüel cehalet; Yahut Suur-bilinç kaybı veya bazı dahili bedhahlar ile bunların doğal uzantıları olan dış güçler güdümünde bir "körler ve sağırlar birbirini ağırlar "diyalogu Yaşandı."

ZÜLFÜ LİVANELİ'NİN İLGİ MAKALESİ

Bu yazı, bizzat yazarı tarafından bizim TUKISH-Forum'a gönderilmiş. Bana oradan geldi. Elbet bir başka yerde de Yayınlanmış olabilir. Bunu okuyup-inceleyip, değerlendirdiğimde gördüm ki; Yazı yazarından ötürü enteresan. Dolayısıyla daha geniş bir kitle tarafından okunsun, bilinsin, değerlendirilsin istedim.

Paylaşmaya değer buldum.  Hele (seçilen Bölümlere) bir bakın lütfen.

"... Her sabah kalkıyor, gazeteleri okuyor, işe gidip geliyoruz, izliyoruz ve ülkedeki büyük değişimi fark edemiyoruz akşam televizyon haberlerini. Her şey aynıymış gibi geliyor. Oysa Türkiye büyük bir hızla değişiyor, dönüşüyor, bambaşka bir ülke haline geliyor. Bunu anlamanın en kestirme yolu, ülkeyi üç beş yıldır görmemiş birisinin tanıklığına başvurmaktır.

İnanın bana, bütün samimiyetimle söylüyorum; bir süre sonra Türkiye iyice tanınmaz hale gelecek .. Siz bile şaşıracaksınız. Peki, bu değişimin yönü ne? Bunu kısaca "muhafazakârlaşma, Orta Doğu ülkesi olma, zenginleşme ve kalitesizleşme" olarak adlandırabiliriz.

Dikkat edilirse bunlardan bazıları olumlu, bazıları olumsuz özellikler.

Ama hepsi bir arada Gerçekleşiyor.
Kayıtlı
Cem'in Imzasi

Etiket: DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU 

Google Words: DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Dosyası, DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Downloand , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Resimleri, DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Hikayeleri , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Haberleri , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU İndir , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Yükle , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Videosu , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Arşivi , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Şiiri , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Sözleri , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Nickleri , DOMUZ GRİBİ VE ASRIN SOYGUNU Yazıları ,
Sayfa: [1]
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Dost Siteler -Link Değişimi
Yasal Uyarı
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır. Bu konular zaman zaman yönetim tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular yer alabilir. Bu tür konuları bize reis@ulkucutavir.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır. - Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to reis@ulkucutavir.com
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.14 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
|Tags |Tagged |Site Map | Sitemap1 | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Bu Sayfa 0.15 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu

01 Şubat 2012, 21:14:30