|
|
 |
|
|
ATMA RECEP, DİN KARDEŞİYİZ ( GAZZE' YE GİDEN YARDIM SKANDALI)
Recep Tayyip ERDOĞAN, canımız, ciğerimiz, kardeşimiz, yoldaşımız kankamız olan! ve yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen Brezilya, Şili, Arjantin! gezisinde Brezilya' da nefis kahveler içmiş, oradan Arjantin ' e geçecekmiş, geçmemiş. Çünkü Arjantin Atatürk büstünü açmamış; Atatürk ilkeleriyle büyüyen, Atatürk devrimlerine bağlı ve Atatürk sevgisiyle yüreği dağlı Başbakanımız, bu Atatürk' e saygısızlığı affetmez ve bir daha asla Arjantin'e gitmez... Arjantin skandalmdan sonra asırlardır dostumuz, kardeşimiz ve can yoldaşımız Şili' ye geçildi! Alkolsüz meyve suları içildi ve Türk - Şili dostluk paketleri tek tek açıldı. Tam anlaşmalar yapılıp, her iki ülke de tüm sıkıntılarından kurtulacakken, Akdeniz' den Büyük Okyanus' a kara haber geldi. Gazze ' ye yardım götüren gemileri İsrail komandoları vurmuş. Recep Tayyip ERDOĞAN, küçük oğlunun akıl yaşta değil baştadır misali ticari dehası sayesinde az zamanda büyük işler yaparak sahibi olduğu geminin vurulduğunu sanıp, yerinden fırlar. Daha sonra vurulanların oğlunun gemisi değil yardım gemisi olduğunu öğrenir ve kendisine " sakin ol, etme bizi bırakıp gitme, sen asabi bir lidersin, kılıcını çeker Ankara' ya gidersin, terörist İsrail ' i yerle bir edersin, sonra Sam amcaya ne dersin" diye yalvaran Şili' li kardeşlerimizin yakarmalarına aldırmaz ve Atatürk skandalıyla iptal ettiği Arjantin seferinden sonra,; tarihi Şili seferi de yarım kalır. Hiç değilse Brezilya' da bir fincan kahve içtiler ve bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır deyip, Arjantin ' i pas geçerek Şili' ye uçtular Şili gezisini de yarım bırakıp, İsrail' e saldırıya geçtiler. Recep Bey Türkiye' ye bir döndü, pir döndü. Hemen geçti mikrofonların başına... İsrail ' in yaptığı saldırı devlet terörüymüş, açık denizde saldırı uluslar arası hukuka aykırıymış, tüm dünya barışa ve insani yardıma yapılan saldırıyı kınamalıymış, İsrail' in terörist olduğunu anlamalıymış, İsrail' e mutlaka ama mutlaka hesap sorulmalıymış, Türkiye başkalarıyla karıştırılmamalıymış, Türk' ün düşmanlığı çok şiddetli olurmuş, muş muş, mış mış... Recep Beyin her kükreyişinde hazır ve nazır olan şak şak takımı her zamanki yerini almış. Recep Bey astıkça, kestikçe elleri patlayana kadar alkışlıyor, yerlerinde oturamayıp ayağa zıplıyorlar, yaşa varol diye coşuyorlar. Ağlamadan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent ARINÇ, bir kenara büzüşmüş, boynunu bükmüş yine içini çeke çeke ağlıyor. Recep Bey' in " bütün dünya sırtını dönse bile biz Filistin ' i yalnız bırakmayacağız, sonuna kadar Filistin ' in yanında olacağız" şeklindeki " etkileyici sözlerinden sonra her zamanki gibi kabaran duygularını kontrol edemeyip , koro halinde ağlıyorlar, Recep Bey' e olan bağlarına bir bağ daha bağlıyorlar. Şak şakçı medya hiç geri kalır mı ? Topu ilk olarak hızlı Nazlı atıyor. Nazlı ILICAK makaleyi döşeyivermiş. Makalenin başlığı " Başbakan Gülle Gibi Konuştu" Medyanın yandaş kalemleri boş durur mu? Recep Beyin konuşmasını kimi kurşuna, kimi bombaya , kimi de rokete benzetmiş ve elinden gelen yağcılığı yapmıştır bile. Bu Recep Bey ve Abdullah Bey başka beylere paşalara benzemez. Oturdukları yerde oturamazlar , ele avuca sığmaz, civa gibi dünyanın her kıtasına, her noktasına hiç durmadan kayarlar. Peşlerinde de yandaş iş adamları, yandaş medya mensupları, eş, dost, akraba. Ekmek elden su gölden, gez baba gez. Mübarekler sanki Cumhurbaşkanı ve Başbakan değil de tur operatörü. Bir ayakları karada öbür ayakları havada. Çekirge sürüsü gibi gittikleri 5 kıta 175 ülke seyahatinin maliyetini maliyeciler her halde zorda olsa hesaplamıştır. Hesaplamasalar da olur. Çünkü bu bitmez tükenmez gezilerin tüm harcamalarını benim güzel ve yalnız Türk Milletimin sırtına yüklüyorlar. Türkiye ' de insanların bunca yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, pahalılık, evsizlik, susuzluk, terör vs. problemleri varken, bütün bu sorunları ve ülkeyi bırakıp, diyar diyar gezen bu badem bıyıklılar, kapı kapı gezdiler de ne oldu? Hangi ülkenin dostluğunu, hangi ülkenin parasını hangisinin desteğini ve rızasını kazandılar?... Az gittiler, uz gittiler dere tepe düz gittiler, bir de dönüp baktılar ki dünya Mersine kendileri tersine gittiler. AB fiyasko, Kıbrıs fiyasko, Soykırım fiyasko, Kürt açılımı fiyasko, Ermeni açılımı fiyasko, Arjantin fiyasko ve Gazze' ye giden yardım gemilerine yapılan terörist İsrail saldırısı ve gemilerde işlenen cinayetler en son ve kocaman bir fiyasko... Nazlı ILICAK gazete de yazmaya, Bülent ARINÇ mecliste ağlamaya ve Recep Bey televizyonlarda gürlemeye devam ede dursun. Şimdi gelelim kuru fasulyenin yan etkilerine... Recep Bey, Yapılan resmi ikaz ve ihtarlara rağmen gemileri arka arkaya dizdirmek, Cebeli Tarık Boğazından geçirip, Akdeniz de yüzdürmek, İnsani Yardım Vakfı aktivisleri Filistin sever sakallı kardeşleri bu gemilere yolcu diye yazdırmak; hangi yuvarlak ampul kafanın sivri zekasından çıktı acaba?... Manevi ve insani duyguları kullanarak fiyaka ve propaganda yapmak ve çalım satmak iyi hoş da, adamın fiyakasını helikopterden inip, gemilere konup bu şekilde bozarlarsa ve yanlış hesap Gazze yakınlarından dönerse; bunun sorumlusu kim olacak? Ölenlerin, yaralıların, gözetime alınanların, hapse atılanların hesabını kim nasıl verecek? Yahudi silah sıkar, tüm dünya seyrine bakar. Yahudi hapse tıkar, mahpusları kurtarmak biraz sıkar. İnsani Yardım Vakfı aktivisti sakallı Filistin severleri hava atmak için bu gemilere dolduranlar neden hiçbir önlem almadı? Öyle saldım çayıra Mevlam kayıra diye güle oynaya Gazze' ye yardım gemileri gönderilir mi? Sakallı aktivistler birilerinin propagandasını yapacak diye koskoca Türk Milletini bu kadar küçük düşürülebilir mi? Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen halen kaç ölü kaç yaralı var bilmiyorsun, kaç vatandaşımız İsrail hapishanelerinde, kaç tanesi gözetimde ve nerelerde, yaralıların durumu nasıl, hiçbir şey bilmiyorsun. Sen nasıl bir devlet adamı, nasıl bir Başbakansın? Hesap sorulacaksa sor. Adam almacaksa al. Bu sakallı Filistin sever aktivistleri bile bile ateşe sen attın sen çıkar. Büyük Türk Milletinin onurunu kurtar ve gel ondan sonra mikrofonların başına geç ve kendine iyi bir konu seç. Gazze mi, İskenderun şehitleri mi, konuş konuşabildiğin kadar nasıl olsa sen ne konuşsan alkışlayıp etrafında fırıl fırıl turluyorlar, duygulanıp zırıl zırıl zırlıyorlar, şehit Mehmetçikler Türk Bayrağına sarılı tabutlarla kara toprağa girerken de horul horul horluyorlar. Recep Bey, Çember sakallılarla kara çarşaflıları İsrail elçilikleri önüne salmaya ve seçimlerde bunlardan oy almaya Pazarcı kurnazlığı ve ucuz kahramanlık denir. Elin Yahudileri havadan gemilere indiler ve sakallı aktivistlerin sırtına bindiler. Yani şipşak işi bitirdiler. Sağ kalan aktivistleri alıp götürdüler. Sen ise geçmiş mikrofonun başına kuru sıkı atıyor tutuyor, asıyor kesiyorsun. Senden yana ilk demeç Ağlamadan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç' dan geldi ve bu muhteremin ilk sözü " kimse bizden İsrail ile savaşmamızı beklemesin" oldu. Zaten kimsenin sizden bir şey beklediği yok. Milletin tüm beklentilerini boşa çıkardınız. Varsa da yoksa da Filistin ve Gazze varsa da yoksa da sakallılar, türbanlılar ve kara çarşaflılar... Ölü, yaralı ve tutuklu sayısından haberiniz yok sen mikrofonlarda gürleye dur bakalım. Yahudiler seni muhatap bile almıyor, tek kelime olsun bilgi vermiyor, nutuk atmak, tehdit etmek, asmak, kesmek kolay. Konuş konuşa bildiğin kadar Büyük Türk Milleti senden laf değil icraat bekliyor ama sen çeneye kuvvet sadece ve durmadan konuşuyorsun Gazze' ye tedbir almadan gemi göndermenin, bir çok aktivistin ölümüne ve yaralanmasına neden olmanın ve ucuz kahramanlık yapacağım derken Büyük Türk Milletini küçük düşürmenin tek sorumlusu sensin. Milletimin böyle ucuz kahramanlıklara ve kuru laflara karşı karnı toktur bir sözü vardır. ATMA RECEP DİN KARDEŞİYİZ... Şevket Can Özbay
Gazze yazılarıma gelen tek olumsuz yorum!...
SERVET AVCI Beğenmedim Sayın Şevket Can Özbay. Daha çocuk yaşta MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası avukatı olarak tanıdığım bu isme bu yazı yakışmadı. Tayyip Erdoğan'la ilgili doğru tesbitlere itirazım yok. Beş altı yerde "Filistinsever sakallı aktivistler"den söz ediliyor. Buradaki "sakal" neden eleştiri konusu ve neden her defasında vurgulanıyor? Filistinseverlik de keza aynı duyguyla vurgulanmış. Sahi Filistinseverlik neden suç? "Çember sakallı" ve "kara çarşaflı" edebiyatını ülkemizde kimlerin çokça yaptığını iyi biliyoruz. Sizin de aynı yoldan gitmeniz çok ilginç. İnancı gereği bir şeyler yapan insanları "ötekileştiren" zihniyetin sarıldığı bu jargon hem laiklik üzerinden siyasi geçimini sağlayan, hem de din üzerinden siyasi geçimini sağlayan sorumsuzlara yarar da, şu zorlu coğrafyada birliğini korumak zorunda olan milletimize yaramaz. "Varsa da yoksa da çember sakallılar, türbanlılar, kara çarşaflılar" ifadesi de aynı çerçevede can sıkıcı. Bir yanılgı da "sakallı aktivistler" diye içinde aşağılama olan bir şekilde tanımlanmış bu insanların genellenmesi. Bu doğru değil. Çünkü içlerinde pek çok siyasi görüşe ve milliyete sahip insan olmakla birlikte 23 tane Türk milliyetçisi ve ülkücü de vardı. Başta Ebubekir Kurban ve Eyüp Gökhan Özekin olmak üzere bizzat tanıdığımız, ocaklarda birlikte çalıştığımız bu insanlar Doğu Türkistan, Kerkük ve Karabağ meselelerimizde de en ön safta yer alan insanlardı. Tezgah, komplo vs. gibi kavramlarla neredeyse her alanda elimiz kolumuz bağlanıyor. Yıllarca Türk milletini ufku daraltıldı. İçimize kapana kapana etrafımızdan yükselen ve bize yaklaşan alevleri göremez olduk. Sonuçta o alevler bizi yalamaya başladı. Tarihten gelen sorumluluklarımızı görmemek ve akraba coğrafyalarda yaşanan sıkıntılara duyarsız kalmak bizi rahatlatmadı. İstesek de istemesek de büyük devlet gibi davranmak zorundaydık. Bugün siyasi iktidarların ötesinde bir devlet refleksiyle doğal coğrafyamızda sempati alanımız genişliyor. Türk bayrağı başka topraklarda başka insanların elinde dalgalanıyor. Tarihi boyunca yaşadığı topraklara adalet taşıyan, mazlumun koruyucusu bu millete mensup biri olarak bundan gurur duymak lazım. Kimse bu işe partizanca bakmamalı. Ben geçmişte Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı, BBP Genel Başkan Yardımcılığı ve beş ay önceki kurultaya kadar MHP Merkez Yönetim Kurulu üyeliği yapmış, halen MHP'de siyaset yapan birisi olarak bu duygulara sahibim. Bunları yazmanın sebebi de sizin de önyargıyla yaklaştığınız o "sakallı aktivistler"le karıştırılıp, sözlerimin güme gitme ihtimali. Öyle ya önyargılarımız bazen neyin söylendiğine değil, kimin söylediğine göre şartlı olabiliyor. "Elin yahudileri havadan gemileri indiler ve sakallı aktivistlerin sırtlarına bindiler, yani şipşak işi bitirdiler" şeklinde adeta keyif içeren, aradaki orantısız gücü ıska geçen ifadeler tekrar söylüyorum size yakışmamıştır. AKP'yi, Tayyip Erdoğan'ı eleştirmek, başka bir şeydir, benim yukarıda vurgulamaya çalıştıklarım başka bir şeydir. Üzüntüm bunların karıştırılmış olmasıdır. Saygılarımla.
|