|
|
 |
|
|
MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya, Cumhurbaşkanı, yemin ederek üstlendiği sorumlulukla bu derece bağdaşmaz ve bu kadar gurur kırıcı bir tavır sergilemekle, Türk Devlet Geleneği'nin değil; " Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim " diyen bir zihniyetin temsilcisi gibi davranmıştır. Aynen, " çok güzel şeyler olacak " müjdesinin ardından, terör örgütü elebaşlarıyla yapılan seviyesiz pazarlıkların çıkması gibi'85" dedi 2012 mali yılı, Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi adına söz alan MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya, konu ile ilgili görüşlerini dile getirirken
Sayın Cumhurbaşkanı'nı AKP'den ayrı tutmayacağımı hatta onun bir parçası olarak değerlendireceğimi öncelikle ve açıkça belirtmek isterim. Biliyorum ki; Sayın Cumhurbaşkanı'nın taraftarları da karşıtları da bu tavrımı yadırgamayacaktır" dedi. Veto konusunda Cumhurbaşkanı'nın yaklaşımı son derece ikircikli ve çifte standartlı davrandığını belirten Kaya, "Madem ki Cumhurbaşkanı, adil ve hakkaniyete uygun cezalar belirlenmesi konusunda dikkatlidir, suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranının bulunması gerektiğine atıf yapmaktadır; o halde Türklüğe hakareti düzenleyen 301. Maddenin değiştirilmesinde neden aynı feraseti ve hassasiyeti göstermemiştir?" diye sordu.
MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya, konuşmasına şöyle devam etti: "Anayasamızın 103. Maddesi gereğince, görevini tarafsızlıkla yerine getirmek için namusu ve şerefi üzerine andiçen Cumhurbaşkanı'nın, 2014 sonrası için AKP Genel Başkanlığına yakıştırılması ve bu doğrultuda kamuoyu oluşturulmaya çalışılmasının hiçbir kesim tarafından yadırganmaması tavrımın haklılığını teyid etmektedir.
Türkiye gündemini uzun süre meşgul etmiş olan 'cumhurbaşkanlığı tartışmaları'nı yok sayarak, makamında AKP zihniyetinin en üst düzeydeki bir temsilcisiymiş gibi oturmayı tercih eden Sayın Cumhurbaşkanı da, bilinen ve anlaşılan nedenlerden dolayı, kamuoyunun 'tarafsız cumhurbaşkanı'konusundaki şüphelerini sineye çekmek durumundadır.
DİNDAR CUMHURBAŞKANI Sanki kendinden öncekiler müşrikmiş gibi, " dindar cumhurbaşkanı " nidalarıyla ve Erdoğan'ın takdiriyle göreve gelen Sayın Cumhurbaşkanı Türk siyasi hayatında görece uzun zamandır yer işgal eden bir figürdür. Bununla birlikte; siyaset hafızasında iki resim olarak saklanmaktadır ve öyle de olacaktır. Bu resimlerden biri, şimdi yerinde yeller esen, bir bedevi çadırında çekilmiştir. Diğeri ise görmemiş bir Arap kralına tahsis edilmiş bir otel odasında.
Cumhurbaşkanı, yemin ederek üstlendiği sorumlulukla bu derece bağdaşmaz ve bu kadar gurur kırıcı bir tavır sergilemekle, Türk Devlet Geleneği'nin değil; " Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim " diyen bir zihniyetin temsilcisi gibi davranmıştır. Aynen, " çok güzel şeyler olacak " müjdesinin ardından, terör örgütü elebaşlarıyla yapılan seviyesiz pazarlıkların çıkması gibi'85
DEVLET KAVRAYIŞI YOK İster Cumhurbaşkanınca isterse Başbakanca temsil ediliyor olsun, AKP zihniyetinin içinden çıktığı gelenekte felsef” anlamda bir " Devlet kavrayışı "na rastlanmaz. Bu zihniyetin gözünde 'Devlet'bir şirkettir. Böyle olunca siyasetlerinin amacı da hisse senetlerini kendi adamlarının arasında dağıtmanın ötesine geçemez.
Binlerce yıllık tarihinde; on üç defa yazısını değiştirmiş, farklı kültür çevrelerinde hatta medeniyet dairelerinde bulunmuş ve medeniyetler kurmuş olan bir milletin mensubuyuz. İlk günden bu güne kesintisizce izleyebileceğimiz yeg‰ne hat devlet geleneğimizdir. MHP olarak, bizim sorunumuz; bu geleneğin taşıdığı devlet kavrayışına yabancı kalıp da, k‰r-zarar hesaplarıyla 'devlet'kavramına yönelmeye çalışan zihniyetledir. Bu zihniyeti Cumhurbaşkanının veya Başbakanın temsil ediyor oluşu ise, bizim açımızdan, teferruattır."
İKİRCİKLİ VE ÇİFTE STANDARTLI YAKLAŞIM Son olarak kamuoyunda kabul gören yanlı Cumhurbaşkanı kanaatini gidermek amacıyla veto ile ilgili tavrını değerlendiren Atila Kaya, verilen kararın Cumhurbaşkanı'nın şahsi görüşü ve takdiri olduğunu hatırlatarak, "Ancak şu kadarını söylemeliyim ki, partimiz, bu Kanun değişikliğine destek verirken; ne adalet duygusunun zedelenmesini ne de kişiye özel bir düzenleme olmasını asla istemediği gibi aklından dahi geçirmemiştir. Bizim anlayamadığımız taraf; Sayın Cumhurbaşkanı'nın, adalet duygusunun kimler tarafından saldırıya uğradığını ve kimler için kişiye özel yasalar çıkarıldığını unutmuş ya da unutur gibi görünmeye tevessül etmesidir" dedi. Kaya şunları kaydetti: "Bu veto konusunda Cumhurbaşkanı'nın yaklaşımı son derece ikircikli ve çifte standartlıdır. Madem ki Sayın Cumhurbaşkanı, adil ve hakkaniyete uygun cezalar belirlenmesi konusunda dikkatlidir, suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranının bulunması gerektiğine atıf yapmaktadır; o halde Türklüğe hakareti düzenleyen 301. Maddenin değiştirilmesinde neden aynı feraseti ve hassasiyeti göstermemiştir? Söz konusu Kanun hükmü, değiştirilmeden önce; " Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişiler altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. " ibarelerini kapsarken, Sayın Gül'ün 7 Mayıs 2008 tarihindeki onayıyla tam anlamıyla içi boşaltılmıştır.
Dileriz ki Sayın Cumhurbaşkanı her meselede gözü kapalı onay makamı gibi davranmasın; dikkatle, kararlılıkla ve itinayla önüne gelenleri derinlemesine ve objektif olarak incelesin.
Netice olarak sayın Cumhurbaşkanı her konuda bizatihi kendisi örnek olmalı ve harcama kalemlerine daha fazla dikkat ederek Cumhurbaşkanlığı makamını kesinlikle yıpratmamalıdır."
|